Yünün Öyküsü – “Kadir AKSU”

Yeşilyurt’ta can yongası, davar
Davarları güden Çoban Celal’dı
Günümüzde davarımız kalmadı
Ne güzel günlerdi mazide kaldı

Koyunları kırkar, yünü verirdi.
Yayla halkıyla, hal hatır ederdi
İkindi de haydin seçeğe derdi
Ne güzel günlerdi mazide kaldı

Yapağı yıkanır, kurutulurdu
Yatak yapılır, yün, fazla konurdu
Kızların cehizi hazır olurdu
Ne güzel günlerdi mazide kaldı

Elyaf, sünger kullanımı kolaydır
Yorgan yıykanır, sırıması yoktur
Yün sağlıktır, bakımı çok zordur
Ne güzel günlerdi, mazide kaldı

Sünger çıktı, yüne bakılmaz oldu
Pazarlarda bile satılmaz oldu
Yün yataklarda yatılamaz oldu
Ne güzel günlerdi mazide kaldı.

Hediğa ana her an neşeliydi
Duman ana yaylanın ebesiydi
Çödden hala dokumanın piriydi
Ne güzel günlerdi mazide kaldı

Nüfus yaşlandıkça evler boşaldı.
Kök boya yapmaya gerek kalmadı.
Çünkü cecim, kolan kullanılmadı
Ne güzel günlerdi mazide kaldı

Günümüzde yün çoraplar giyilmez
Evler sıcak artık çetik örülmez
Halı çıktı cecim yere serilmez
Ne güzel günlerdi mazide kaldı

Gücü ile çatma oldu sergilik
Kılıç, iğ, seren artık göstermelik
Yün tarağı, yün çıkrığı müzelik
Ne güzel günlerdi mazide kaldı

Kadir Aksu der, bu geçmişimizdir.
Dünden günümüze, değişmemizdir
Topraktan zamanla, kopuşumuzdur.
Üretim bizim, kurtuluşumuzdur.

Kadir AKSU
25 Mayıs 2020

%d blogcu bunu beğendi: