KeN@N ÖZDEN

Oluşturulan forum yanıtları

99 yanıt dizini görüntüleniyor
  • Yazar
    Yazılar
    • #47236
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      tuhhhh o gun maca gıdıyorum yoksam gelmek ısterdım hepınıze ıyı eglenceler
      artık seneyekı tekne turuna ınsallah :D

    • #52450
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      tamam ertekın abım
      arada bakınıyom mahalleye  ;D

    • #52666
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      saol anıl ;D

    • #52448
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      ertekın abı gene organızasyon ıslerıne baslamıssın hawalar duzeldı tabı  :)
      bence bı gezı duzenle dıyecem ama herkes katılamas heralde gezıye en mantıklısı pıknık olur heralde nacızhane fıkrım  :P

    • #48982
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      selam  ::)

    • #49789
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      yıne ouzo turk rakısı yokmu lewent abı ?

    • #51296
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Ben de GELIMMI? ::) ::) ::) ::)

      aaa abı sensız olmas zaten bence senınle dahada renklenır bulusma :)
      bu arada ben gelımmı :D

    • #46435
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      – 4764

      oooo bu sayım hala bıtmemıs

    • #51084
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      bence baba cocugunun sacını kesmemelıdır bılenlere bırakmalıdır ancak cocugunun yetısmesını saglayacak konularda cocugunun  kafasına dokunmalıdır.

    • #50951
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      bende geçende halısahada bir topla oynadım  ( jose10) top harika bişey yaa..
      kontrol etmesi zor ama o topla oynaması çok zevkli… yani topa istediğin gibi falso verebiliyosun we istediğin yere atabiliyosun ( topa aşık oldum yaaaa )

      :D😀 buda guzel :D

    • #51285
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      böle bırseyı ıstanbul gıbı bır sehırde yapmak ımkansız bu arac yogunlugunda 5 dakıkada gıdebılecegınız bır yere 30 dakıkada gıdıyorsunuz bunun ıcınde ılk once trafık sorunu ortadan kaldırılmalı.

    • #47625
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      bir dostunuz seni sewiyorum derse inanmayın çünkü o yalandır ………

    • #47695
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      1 sene oncesını degıstırmek ısterdım

    • #50958
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Yaz akşamları radyoda yapmış olduğum bir ay süren yayınla yeşilyurt camiasını çok sevdim. Bugüne kadar herkesi merak ediyordum. Bu cumartesi günü yapılacak olan buluşma bu yüzden beni çok sevindirdi. Herkesi tanıma fırsatım olcak. Hatta Ertekin Abimi uzun zamandır görmediğimden özlemimde dinecek.  Yani kısacası bende bu cumartesi orda olucam. Ama saat kaçta? ;D ;D :-*                           BuKeT

      en sewdıgım dj gelıyomus ozaman bende gelırım :D:D:D

    • #50704
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      abim ıyıkı dogmusun ıyıkı warsın senı sewıyoruz :D

    • #50455
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      sewıyorum bu adamın numaralarını gercekten cıok basarılı [/font]

    • #44543
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      aaaaaaaaa ilknur doğmuş :D😀
      iyiki doğdun ilknur
      geç oldu ama kusura bakma :(
      tekrar doğum günün kutlu olsun canım

    • #49513
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      SÜPER YAA istanbulu sewiyorum  :)

    • #49403
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      yağmur – damla şimdilik bunlar aklıma geldi abi:D

    • #44519
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      iyiki doğdun pınar doğum günün kutlu olsun .

    • #49273
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      bir de üstüne nobel aldık değil mi(!)?
      ne kadar mutluyuz değil mi(!)?
      bir türk nobel aldı..

      peki neden orhan pamuk iki sene üst üste aday olduğu halde tamda bu kararın kabul gününe denk gelen bir günde bu ödülü aldı.. tesadüf değil mi(!)?

      ben anlamıyorum birde buna sevinenler var ooo ne güzel amanda aman diyenler var…
      uyan türkiye uyan diye bir söz vardıı geçenlerde artık uyan dünya uyan demek istiyorum…

      sayın pamuk'a bir soru sormak isterdim sen bu vatanda büyüdün bu vatanın ekmeğini yedin kanında türk kanı var dön bir geçmişine bak
      biz soykrım yaptıysak amerika ırak ta ne yapıyorr

      nobelinde yerin dibine batsınnnnnnnnnnnnnn sende fransada…… />:(” title=”>:(” class=”bbcode_smiley” /></p>
</blockquote>
<p>pınarcım pamuk o ödülü eger türkiye aleyhıne yazı yazmasaydı alamazdı zaten batılı ulkelerın yaptıgı soykırımlar yada ısgaller hep demokrası adına oluyo tum dunyaya böle lansedılıyo  <img decoding=

      #47450
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      her tur muzıgı dınlerım sıklarda yoktu bu secenek ama  ::)

    • #49219
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      ??? ??? :- :- 😮 😮
      ……………………..

    • #46432
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      -4767
      canım arkadasım senı ozleyecegım rahat uyu  :'( :'(

    • #46431
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      -4768
      cok yorgunum we cok uykum war :(

    • #48110
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      hadı feshane yolcusu kalmasın  ;)

    • #48104
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      kismet degilmis demekki

      hehehe yasemın senın ahınmı tuttu ne  ;D :P

    • #46417
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      -4782

      offf bugun aksam olmas  :(

    • #48174
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      ılk basta gunaydın arkadaslar dıyerek baslayalım :D :P

    • #46409
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      4790

      gunaydın.

    • #46328
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      4813

      paydos  :)

    • #45671
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      amcanı kandırırım ben sen merak etme :D
      seneye yazın gıderız artık :D

    • #45669
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      sız benı yesılyurta goturun bende sızı benım memleketıme gotureyım :D

    • #48121
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      bu klıbı bız cektık be :D

    • #48089
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      bende gelebılırım belkı ….

    • #46058
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Tamam Ekeriz Kabak :)

      Z D G

    • #46322
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      – 4819
      2 saat daha war top patlamasına  ;)

    • #46056
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Manısa Rize Yolları …

      S . B . K

    • #47588
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      allah bagıslasın cok tatlı  :)

    • #46951
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      acıktım : ::)

    • #46292
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      -4848

      bu bıtmeyecek galıba hala bıraktıgım yrde  😮

    • #45734
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      abı masaj salonuna gıdelım ya her tarafım agrıyo ıyı gelır  ::)

    • #47876
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      wefasız bırısını ozluyorum  :'(

      bılse onu nekadar cok ozledıgımı  :(

    • #47742
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      bende radyo yesılyurtu dınlıyorum  :D

    • #46039
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Uyuz Yaprak Önde  ;D ;D

      P S S..

    • #44832
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Arkadaşlar önümüzde daha 1 sene var bence bir senede iki turist bılabiliriz ne dersiniz?

      abi işte bı tane turıstın hazır ben goturursun sen :D😀

    • #46288
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      -4852

      hersey cok guzel olacak ..

    • #47731
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      kafamı dınlıyom suanda :D

    • #46244
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      -4896
      abi msndede yoksun aksamları gıremıyom su sıralar :(

    • #46242
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      – 4898
      abı sen nerdesın yaa hıc gozukmuyon ortalıkta  :'(

    • #47316
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      ne oynamışım bea…

      aferın sana ıyı oynadın walla :D

    • #46238
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      -4902

      bu bıtmez

    • #47312
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      http://www.hemenpaylas.com/download/1441704/video-0021.mp4.html

      buda 2. vıdeo goruntulerı umarım begenıırsınız …

    • #44510
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      mutlu yıllar fatma…

    • #45722
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      konu başlığına uygun olarak site üyelerimizden cinsiyeti erkek olanlarla  ;D hep beraber bi  hamama gitsekmi  :D

      yaa mıllet gercekten sole bır toplantı daha yapalım uzun zamandır gorusmuyos zaten bu hamamda olabılıur :D😀

    • #45768
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      abi bi sayıda benden 25

    • #46979
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Yuregimdeki aciya , icimde kopan firtinalara daha ne kadar tahammul edebilecegimi bilmiyorum?
      Seni sensiz yasamayi ben cok uzaklardan gelirken terketmis olmak isterdim.Onume takilan her engeli cok uzaklarda birakmis olmak isterdim.Gercekten sevenlerin birbirine kavusamadigi dogru mudur? neden yuregim seni icinden cikartmak istedikce daha da derinlere batiyorsun?Artik gercekten icime islemissin biliyor musun , hucrelerimde bile hissediyorum seni…

      Yoklugun , burdaki yoklugun tarif edilemeyecek bir duygu.Ben cok uzaklarda seni sensiz yasamaya calisip yapamazken , burda nefes alamadigimi hissediyorum cogu zaman.Bu bombos kalabaligin icinde sana denkgelme umudumu bile kaybetmek , bir hastane odasina guluslerimi saklamak ve bir takvim yapraginda gun hesaplamak…Ya senin yasadiklarin , daha nereye kadar yuregine aci yukleyeceksin?Daha nereye kadar sevindirmeyen zaferler kazandiracaksin yuregine?

      Disari ciktiginda ne olucak? Her cikanin saskinligi nasil bir seydir? O sana da ugrar mi?

      Hayattaki hic bir zorundaligi sevmeyen biri oldugunu biliyorum ama aklini guzel kullanmak zorundasin artik , aklina eseni degil aklina yatani yapmak zorundasin.Zamansiz patlamalari degil sessiz volkanlari beklemelisin.Kendi dogrularinla hayattaki dogrulari birbirine uyarlamak zorundasin.Artik dusunmek zorundasin kendini…

      Seninle yasadigim bu sevdayi ne benim , ne de senin gibi yasayan bir insan daha bulamam yeryuzunde bence.Ne sen seni benim gibi seven bir insan bulabilirsin , ne de ben cikardigimi dusundukce derinlere sakladigim seni yuregimden sokup atabilirim.Ne garip bir sevda ki bulusturmadi bizi , kactikca yakalandik ama yakalandikca da kactik birbirimizden.Ne sen affettin beni ne de ben seni ama gozlerimiz birbirine hic kusemedi.

      Yuregimle savasim , hayatla kavgam ve sen…

      Kucuk bi selam gondermek bile agirlik yapiyor artik yuregimde…

      Suskunlugumu bozarsam kiyamet kopacak gibi…

    • #46904
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      unutamıyorum  :(

    • #46005
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Yozgatlı Gülsüm Aramızda..

      S G Ü

    • #46223
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      -4916

      sensiz sabah olmuyor uyanıyorum ansızın…
      sensiz gün doğmuyor yalnızımm çok yalnızım… :'( :'(

    • #46216
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      -4923

      ben seni nasıl unutacam……

    • #45991
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Perisu Çok Şekersin…

      D F U

    • #45983
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Kenan Yalnız Kaldı :( :(

      B H R

    • #46209
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      -4930

      oooo kimse saymıyoki yaww ???

    • #46822
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      eywallah kardes senın de duzenlemen için bende tesekkur ederım :)

    • #46137
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      bu gercekten tutuyo galiba herkese uyduguna gore ;D

    • #46566
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      sewen aldatmaz demekki sewmiyodur onun içiin ben sewdiğimle kalır içime atar we bırakırım heralde ???

    • #45972
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Very İmported Persons ;D ;D

      D D F…

    • #45269
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Gittinde ne oldu sanki, sensiz yaşamamın anlamı kalmadı inanki

      sandığımdanda zormuş bu ayrılık acısı

      çekilmez oldu oldu artık bu aşkın sancısı

      dünyamı kararttın zından oldu hayatım

      sözümü tutamadım seni unutamadım

      halen alışamadım sensiz günlereeeee

      aldığım nefeslere kırılan kalbime yıkılan hayallerime

      yok olan gençliğimeee göz göre göre kaybolan geleceğime

      gece gündüz düşlerimdesin sen heryerdesin herşeyim sensin

      yeter artık nerdesin

      gelde bitsin artık bu kabus bu korku bu hasret bu çile bu feryat

      bu ceza bu dertler bu azap bu isyan bu sızı bu gözyaşı

      gelde bitsin artık bu dertler……..

    • #46115
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      :D bılıyom ben bunu…masallah teyzeme ;D

    • #45268
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      YANIMDA OLSAN…

      Askin benden de ote”
      Cok uzaklarda
      Oyle doluyum ki bu gece
      Yagmurlar bile yarisamaz gozyaslarimla

      Nasil istiyorum o kara gozlerini bu gece
      Yuzun degse keske yuzume sessizce
      Kollarinda uykuya dalsam
      Hic uyanmasam
      Ya da dudaklarin uyandirsa gozlerimi
      Senin oldugun sabahlara
      Bir bilsen nasil ihtiyacim var sana
      Bu gece!
      Donsen o kose basindan
      Gelsen o erisilmez uzaklardan
      Keske bu gece yanimda olsan

      offfffff offffffff :(

    • #46718
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      way be super gercekten bız daha emınonu uskudar tunelını bıtıremedık ???

    • #45267
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      AĞLADIM

      Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde,
      Bu gece yine için için yanıyorum,
      Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum,
      Seni, gidişini, sevişini, herşeyini…
      Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim,
      Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor…
      Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde…
      Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum,
      Onları sana benzetiyorum,
      Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali…
      Dedim ya, seni düşünüyorum bu gece,
      Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü,
      Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu,
      Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını
      Ve birgün ansızın bırakıp gidişini…
      Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını,
      Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum,
      Bir daha çıkamasın diye…
      Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin,
      Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin?
      Gittin son bir veda ile gözü yaşlı,
      Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı,
      Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım…
      Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım,
      Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine,
      Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala…
      Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz,
      Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz…
      Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm,
      Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm,
      Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna,
      Ne yazık ki, ihmal edildin bir hata uğruna,
      Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin,
      Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı,
      Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna,
      Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin…
      Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın,
      Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin…
      Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün,
      Ve ardına bakmadan gittin…
      Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım…
      Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz,
      Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil…
      Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç?
      Parça parça edilmiş, yıkık ve virane,
      Bir o kadarda vefasız…
      Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım…
      Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm…
      Unuttum dedim, unutacağım dedim,
      Unutamıyorum dedim, UNUTMAM dedim…
      Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden,
      Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde,
      Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde,
      Hatıraların, gözlerin ve sözlerin…
      Şiirlerini getirdiler bana,
      Beni öldüren şiirlerini…
      Vefasız dediğini duydum, yıkıldım,
      Düşündüm seni gecelerce daima tek başıma,
      Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi,
      Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım…
      3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim…
      Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde…
      Belki birgün sesini duyarım umuduyla
      Telefon bekledim günlerce,
      Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca
      Ağladım ağladım,
      Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım…
      Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye,
      Olurda içinde görürler beni diye…
      Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye,
      Olurda içinde seni görürler diye…
      Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken,
      Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye,
      Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın,
      Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce,
      Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle…
      Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum,
      Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde…
      Düşmüyor adın hiç dilimden,
      Öleceğim gülüm bir gün ben,
      Senin sevginden, senin derdinden…
      Bir gün göreceğim yine belki seni,
      Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni…
      İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım,
      Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım…
      Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye,
      Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi;
      Seni unutmam için öldürseler bile,
      Karşılık olarak dünyayı verseler bile,
      Darağacı kurup idam etseler bile,
      Senden başkasını asla sevmeyeceğim..
      :'(

    • #45266
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      ADINI BİLMEDEN SEWDİM…..

      Ben, seni; adını bilmeden sevdim. Ve, “var”lığınla gülüşünü…
      Ben seni, yaşını bilmeden, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
      Ve, “yar”lığa süzülüşünü.

      Ben seni, sesini duymadan sevdim…
      Ve duymadan nefesini.
      Ben seni adını bilmeden sevdim…
      Ama; sevdim!..

      Üşüyüşünü sevdim…
      Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü;
      “Gel, ısıt” deyişini!..
      Bekleyişini sevdim beşinci mevsimin gün bitimlerinde, bilerek gelmeyeceğimi…
      Akşam alacalarının gönlüne yürüyüşünü sevdim…
      Ve, kıpırtısız, karanlığa gömülüşünü sevdim.
      Bir de;
      “Gel, ışıt” deyişini!..

      Ben seni, adını bilmeden sevdim.
      İhtiyacım… Cevabım…
      İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam… Gökkuşağım, ışığım… Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem…
      Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem…
      …Sevdim işte!

      Ben, seni; yaşını bilmeden sevdim… Yani bilmeden sevdim deden yaşında mıyım, torununla akran mı!
      Ben seni, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
      Ben seni, sesini duymadan sevdim.

      Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni…
      …seni sevdim.
      Seni sevdim.

      İçime salıncaklar kurdum gönlümün ipleriyle…
      Oturdun, sallayamadım; dokunurum diye korkumdan!
      Dolaştın boynuma bir sarmaşık gibi; okşayamadım.
      …Koklayamadım!
      Dalgalarını taramamış olan parmaklarım yabancı saçlarına…
      Ve hâlâ bilmiyorum, gözlerin ne renk?.. Hangi yıldızlar mahpus içinde?

      Ve ben sana hâlâ seni sevdiğimi söyleyemedim!..
      Ama ben seni; adını bilmeden, yaşını bilmeden… Yüzünü bilmeden, sesini bilmeden…
      …seni bilmeden sevdim.
      Seni, “bilmeden” sevdim!
      Senin olmadığın ve benim olmadığım bir sokaktaki köşebaşında çarpıştı duygularımız!
      Döküldü içindekiler ve döküldü içimdekiler…
      Sen yoktun orda ve ben de yoktum;
      Ama sevda vardı!
      Ve, ben; seni adını bilmeden sevdim

      Muammer Erkul

    • #45961
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Çöp Öğütücü İcatedildi…..

      Ö L Ü…

    • #44460
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      PCD
      ….DONT CHA…. bu kım ya ???

      Kenan Kardeş dont cha parti ortamlarının vazgeçilmez şarkısıdır.. ana fikri ise hey sevgilim sen de en az benim kadar kaşar olmak istemezmiydin gibi anlamları cagrıştrır:))))

      türkçe düşünüldüğünde ise ne kadar psiko sözleri olduğu rahatlıkla anlaşılır. mesela :

      beni beğendiğini biliyorum
      istemez miydin sevgilinin benim gibi ateşli olmasını
      istemez miydin sevgilinin benim gibi eğlenceli olmasını
      savaş bu duyguyla
      istediğini biliyorum
      görmek pek kolay
      bilinçaltında
      1. Forum'da siyasi içerikli yazı,siyasi propaganda , dini içerikli mesajlar, genel ahlaka aykırı küfürlü yazı, argo kabul edilen yazılar , hakaret benzeri yazılar yazılamaz. Aynı şekilde, başka bir forum katılımcısını yada üçüncü bir şahsı küçültücü veya hakaret edici yazı yazılamaz.

      arkadaşça takılalım
      kafama takmıyorum
      ama o seni paylaşmaz biliyorum

      beyninde olduğumu biliyorum
      iyi vakit geçirirdik
      ben dostunum
      ben eğlenceyim
      ben iyiyim
      yalan yok bende
      1. Forum'da siyasi içerikli yazı,siyasi propaganda , dini içerikli mesajlar, genel ahlaka aykırı küfürlü yazı, argo kabul edilen yazılar , hakaret benzeri yazılar yazılamaz. Aynı şekilde, başka bir forum katılımcısını yada üçüncü bir şahsı küçültücü veya hakaret edici yazı yazılamaz.
      kör değilsin

      biliyorum o seni seviyor
      evet anlıyorum maalesef
      en az senin kadar deli olurum
      benim erkeğim olabilseydin
      belki bir sonraki yaşamımızda
      o zamana kadar eski dostum
      sırrın benimle güvende

      eywallah soner…

    • #46207
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      -4932

      bence bu gerı sayımı 1 haftada bıtıırız hadı arkadaslar bıtırelım sunu  ;)

    • #46841
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      MEHMET AKİF ERSOY

      Istiklâl Marsi sâiri. 1877 yilinda Istanbul'da dogdu. Annesi Emine Serife Hanim, babasi Temiz Tâhir Efendidir. Ilk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde basladi. Ilk ve orta ögrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasinin vefâti ve evlerinin yanmasi üzerine mülkiyeyi birakip Baytar Mektebini birincilikle bitirdi. Tahsil hayâti boyunca yabanci dil derslerine ilgi duydu. Fransizca ve Farsça ögrendi. Babasindan Arapça dersleri aldi.

      Zirâat nezâretinde baytar olarak vazife aldi. Üç dört sene Rumeli, Anadolu ve Arabistan'da bulasici hayvan hastaliklari tedâvisi için bir hayli dolasti. Bu müddet zarfinda halkla temasta bulundu. Âkif'in memuriyet hayati 1893 yilinda baslar ve 1913 târihine kadar devam eder. Memuriyetinin yaninda Ziraat Mektebinde ve Dârulfünûn'da edebiyat dersleri veriyordu.

      1893 senesinde Tophâne-i Âmire veznedâri M. Emin Beyin kizi ismet Hanimla evlendi.
      Âkif okulda ögrendikleriyle yetinmeyerek, disarda kendi kendini yetistirerek tahsilini tamamlamaya, bilgisini genisletmeye çalisti. Memuriyet hayatina basladiktan sonra ögretmenlik yaparak ve siir yazarak edebiyat sâhasindaki çalismalarina devam etti. Fakat onun nesriyat âlemine girisi daha fazla 1908'de Ikinci Mesrutiyetin îlâniyla baslar. Bu târihten itibaren siirlerini Sirât-i Müstakîm'de nesretmeye basladi.
      Âkif, yazi ve siirlerini hiçbir zaman geçim kaynagi olarak görmedi. Buna ragmen onu memlekete tanitan, halka sevdiren asil vasfi sâirligidir.

      Birinci Cihan Harbi sirasinda Berlin ve Necid'e (Arabistan) gitti. Çanakkale harbi, onun Berlin seyahati sirasinda meydana gelmis, sâir o günlerin istirap ve heyecanini orada yasamistir. Sâir, bu iki seyâhatiyle ilgili Berlin Hatiralari ve Necid Çöllerinden Medîne'ye adli eserlerini yazmistir. Harbin son senesinde, çok sevdigi dostu Ismail Hakki Izmirli ile Lübnan'a gitti.

      Cihan Harbi 1918'de imzâlanan Mondros Mütârekesi ile nihayete erdikten sonra, galip devletler Türk vatanini parçalamak ve paylasmak için dört taraftan saldirmaga baslamislardi. Harpten son derece bitkin bir halde çikan Türk milleti, vatanini müdâfaa için silâha sarildi. Âkif, vatan müdâfaasinin ehemmiyetini anlatmak için hutbelerle halki, istiklâlini muhâfaza etmek için savasmaya çagirdi. Anadolu'da millî mücâdele rûhunun yayilmasi üzerine, Anadolu'ya iltihâka karar verdi.

      Istanbul'dan deniz yoluyla Inebolu'ya çikti. Oradan Ankara'ya hareket etti. Konya isyani üzerine Konya'ya gidip, ayaklanmanin bastirilmasinda mühim rol oynadi. Sonra tekrar Ankara'ya döndü. Ankara'dan Kastamonu'ya giderek Nasrullah Câmiinde verdigi vaazlar nesredilerek memleketin her tarafina dagitildi. Sonra Ankara'ya döndü.

      1920 târihinde Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisine seçildi. 17 Subat 1921 günü Istiklâl Marsi'ni yazdi. Meclis 12 Martta bu marsi kabul etti.
      Zaferden sonra Istanbul'a geldi. Abbâs Halîm Pasanin dâveti üzerine 1923'te Misir'a gitti. O kisi Misir'da geçirip, baharda döndü. Artik her yil kisi Misir'da, yazi Istanbul'da geçiriyordu. Halîm Pasa geçimini karsilamayi taahhüt etti. Ertesi yaz Istanbul'a dönünce Diyanet Isleri Riyâseti tarafindan Kur'ân-i kerîmi tercüme etme vazifesi verildi. Âkif yillarca çalisti. Sonunda bu konudaki ilmî kifâyetsizligini anlayarak vazgeçti.

      1926 yilindan îtibâren Misir Üniversitesinde Türkçe dersleri verdi. Derslerden döndükce Kur'ân-i kerîm tercümesiyle de mesgul oluyordu, fakat bu sirada siroza tutuldu. Önceleri hastaliginin ehemmiyetini anlayamadi ve hava degisimiyle geçecegini zannetti. Lübnan'a gitti. Agustos 1936'da Antakya'ya geldi. Misir'a hasta olarak döndü.

      Hastalik onu harâb etmis, bir deri bir kemik birakmisti. Istanbul'a geldi. Hastanede yatti, tedâvi gördü. Fakat hastaligin önüne geçilemedi. 27 Aralik 1936 târihinde vefat etti. Kabri Edirnekapi Mezarligindadir.

    • #45959
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Bu konu yıldızım nasıl çoğalır kaygısıylan üretildiği için gurkansinel tarafından sabote edilmiştir

      Ж Й Л      hadi bakem  />:(” title=”>:(” class=”bbcode_smiley” /></p></blockquote>
<p>gurkanım yıldız için değil burda bişeyleri saka youıylada paylasmak amaclı yaptığımızı sende biliyosun… hadi bakalım senide bu oyunun içinde görmek isteriz senin yaratıcılığınıı görmek acısından hepimize yararlı olacağını düşünüyorum…bak mesela ilknur benden çok şey öğrendi <img decoding= ;D ;D

      Öküz Isırdı Fatmayı  ;D ;D
      Way Öküz Way ;D ;D ;D………

      S S A…

    • #46203
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      -4936

      Ben bilmiyom bugün nasıl olduğumu dün aksam sewdiğimi gördüm ama içim acıyo offff yaaa ben aşığım hemde çokkk……….

    • #46819
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      laaaa kenan bu ne üşenmedin okudunmu bunca şeyi hadi okudun
      bütün kitabımı kopyala yapıştır yaptın

      İlknurcuğum FENERBAHÇE SEVGİSİ desem sadece yeter heralde Aytaç kardeşiminde dediği gibi biz böle seviyoruz FENERBAHÇEMİZi ve bizi terk etmeyecek tek sevgilide odur heralde…..

    • #46820
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Tarihçe BÖLÜM – 4 –

      Kuruluşu Tescil Olunan İlk Türk Kulübü; Fenerbahçe

      Nihayet, 23 Temmuz 1908 tarihinde İkinci Meşrutiyetin ilanını takiben, yurtta dernek ve kulüp kurma hakları herkese resmen tanınıyor, böylece, Ziya, Ayetullah, Necip ve Enver Bey�lerin önderliğinde kurulmuş bu yeni kulüp tescil edilerek, Fenerbahçe�ye, cemiyetler kanununa göre kuruluşu resmen tescil olunan ilk Türk kulübü olmak şerefi kazandırılıyordu (*16).
      Kulübün ilk kurucu üyelikleri ise ;
      1) Ziya ( Songülen ),
      2) Ayetullah Bey,
      3) Necip ( Okaner),
      4) Galip ( Kulaksızoğlu),
      5) Hassan Sami (Kocamemi),
      6) Asaf ( Beşpınar) şeklinde başlıyor ve olası diğer üyelikler de;
      7)Enver (Yetiker),
      8) Şevkati (Hulusi Bey),
      9) Fuat Hüsnü (Kayacan),
      10) Hamit Hüsnü ( Kayacan)
      11) Nasuhi (Baydar),…
      isimleriyle devam ederek sıralanıyordu. Konu ile ilgili olarak; ömrünü adadığı �Fenerbahçe Kulübü Tarihi� konusunda, özellikle arşiv ve bilgi toplamada en zorlandığımız kuruluş yılları dönemleri ile ilgili en güvenilir araştırmaları gerçekleştirmiş olan merhum yazar Dr. Rüştü Dağlaroğlu�na ait (eski Türkçe ile yazılmış notları şu an deşifre çalışmaları yapan oğlu Sayın Müzdat Dağlaroğlu�nun arşivinde) Fenerbahçe tarihine ışık tutmakta olan not defterindeki tarihi notlar arasında ; �kulübün 1939 Nizamnamesinde ilk 30 kurucu üyenin isminin sıralandığı, ne var ki, kurucu olan ilk 6 üye arasında yer alması gereken Hassan Sami (Kocamemi)�nin bile bu listede isminin bulunmayışının, kendisini listenin doğruluğu hakkında haklı olarak kuşkuya düşürdüğü ifadesi� de ayrıca belirtilmektedir.

      İstanbul Şampiyonluğu Ligi ;

      1908 yılında ilan edilen 2. Meşrutiyetin ilanı ile tanınan dernek kurma serbestliği sonucunda İstanbul�da kurulan Türk kulüplerinin sayısı çığ gibi artıyor, Anadolu, Beykoz, Vefa Futbol Kulüpleri de, sırf 1908 senesinde resmen kurulup tescil edilen Türk kulüpleri arasında yerini alıyordu. Kısa zamanda Türk kulüplerinin sayılarındaki bu artış ise, İstanbul�da yeni bir ligin kurulması ihtiyacını doğuruyor, bu nedenle de o dönemlerde ülkede resmi tatil günü olan Cuma günleri oynanacak bir lig olan, Cuma Ligi adıyla yeni bir lig kuruluyordu.

      Takımların sayılarının hızla artmasıyla, İstanbul�da futbol alanlarının sayısı da çoğalmaya başlamıştı. Anadolu yakasında; Kadıköy�deki Kuşdili Çayırı, şimdiki stadın bulunduğu yerdeki Papazın Çayırı, Yoğurtçu Deresi yanındaki Altınordu�nun Kördere Çayırı, Dereağzı�nda Kemikçi Çayırı, Baklatarlası, İbrahimağa sahası ile, Rumeli yakasında; Taksim, Talimhane, Bakırköy, Baruthane, Karagümrük, Çukurbostan, Süleymaniye, Güzelbahçe, Beyazıt Harbiye Nezareti sahaları, ve de Boğaz�ın Anadolu kesiminde ise; Anadoluhisarı, Küçüksu Er Meydanı , Beykoz Ortaçeşme sahaları mevcut sahalara eklenmişti.

      Kuruluşu 1908 yılında resmen tescil olunan Fenerbahçe Spor Kulübü, sarı beyaz olan renklerini 1909 sonbaharında sarı laciverte çevirmiş, 1909 -1910 sezonuyla birlikte de İstanbul Futbol Ligine Galatasaray�dan sonra katılan ikinci Türk takımı olmuştu.

      İşte, dünyanın en hırslı ilk 5 derbisinden biri olan Fenerbahçe � Galatasaray kulüpleri arasındaki ezeli rekabet, ilk defa 17 Ocak 1909 tarihinde Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi ) öğrencilerinin takımı ile, yeni kurulmuş bir semt takımı maçı şeklinde başlamış, ve bu tarihten itibaren de o dönemlerdeki İstanbul futbolundaki şampiyonluklar genelde bu iki Türk takımı arasında paylaşılarak, Türk futbolunun artık bir varlık olarak ortaya çıkması sonucunu doğurmuştu.

      Kuşdili Spor Kulübü�nün Bünyeye Katılması ;

      Fenerbahçe, �İstanbul Şampiyonluğu Ligi�ne ilk kez katıldığı 1909 � 1910 sezonunda beşinci oluyordu. 1910 yılı liginin başlamasına kısa bir süre kala da kulüpten ayrılmalar ve mali zorluklar nedeniyle, Üsküdar Kulübü ile birleşmesi gündeme gelmişti. 1910 senesi Eylülünde, Koço�nun Mühürdar Gazinosu�nda yapılan müşterek toplantı sonucunda, gerçekleştirilmesi istenen Üsküdar – Fenerbahçe Kulübü teklifi, üyeler tarafından kabul görmedi. Buna karşılık, Kuşdili Kulübü Başkanı iken Fenerbahçe�ye katılan Elkatip Zade Mustafa Bey, Kuşdili Kulübü�nü Fenerbahçe�ye katmayı başardı ve bu başarısıyla da Fenerbahçe�yi çok zor günlerinde güçlendiren, geleceğini aydınlatarak güven altına alan ve takımı yücelten kişi olarak kulüp tarihine geçti.

      İlk Namağlup Şampiyonluk ;

      Kadrosunu yeni gençlerle geliştiren ve güçlendiren bu Fenerbahçe 1911- 1912 liginde hiç yenilmeden şampiyon oluyordu. Bu şampiyonluğun en önemli yönü ise, Fenerbahçe�nin bu şampiyonluğu ile İngiliz ve Rum takımlarının şampiyonluklarının tamamen sona ermesi ve bu tarihten itibaren de Türk futbolunda şampiyonlukların artık Türk takımlarının olmasıydı. Bu şampiyonluk, kulübün itibarını bir anda yükseltip imkanlarını da arttırmıştı. İlk iş olarak Altıyol�da bir kulüp lokali kiralandı, lokalin açılışı ise üye sayısının çoğalmasına sebep oldu. Bu arada futbol dışında diğer spor dallarında da faaliyet gösterilmesine başlandığından, aynı yıl Fenerbahçe Futbol Kulübü adı , Fenerbahçe Spor Kulübü�ne dönüştürüyordu.

      Fenerbahçe�nin ilk rozeti;

      Fenerbahçe Kulübü�nün ilk amblemi, Fenerbahçe burnundaki ışık saçan beyaz feneri, renkleri ise sarı ile beyaz olmuştu. Ancak, kulüp mensupları bunu tatminkar bulmadıkları gibi, anlam bakımından da içinde bulunulan monarşi rejimini tehdit edici sayılacağı endişesi ile kısa sürede iptal etti. 1910 yılında Fenerbahçeliler arasında resim çizmede maharetiyle tanınan futbolcu solaçık Hikmet (Topuz)�in çizdiği (bugünkü) amblem ise herkesin beğenisini kazandı ve kabul edilerek bugünlere kadar da ulaştı. İşte �sarı ve lacivert� ağırlık içinde olmak üzere 5 renkten oluşan amblem ve şu anlamları taşımaktaydı; �FENERBAHÇE SPOR KULUBÜ 1907″ yazılı beyaz yuvarlak çerçeve, temizlik ve açık yüreklilik ifadesiydi. Kırmızı fon ise, safiyet ve Fenerbahçeliler arasındaki sevgi ve bağlılığı belirtirken bu arada bayrağımızı da sembolize etmekte, ortadaki sarı renk Fenerbahçe için duyulan gıpta ve kıskançlığı, kalp şeklindeki lacivert renk asaleti temsil etmekteydi. Sarı lacivert renkler içinde yükselen palamut dalı Fenerbahçelilik güç ve kudretini sembolize etmekte, yeşil renk ise yükselen bu kudret için başarının gerekli olduğunu açıklamaktaydı. Böylece �milli renkler arasında doğan Fenerbahçe�nin, sarı ile lacivert renkler beraberindeki bu amblemi üyelerce de kabul gördüğünden, klişesi İngiltere�ye Manchester şehrine yollanmış ve Fenerbahçe Spor Kulübü�nün bugünkü rozeti olarak ilk kez 1910 yılında yaptırılmıştı. Rozet; 1929 yılından itibaren üzerindeki eski Türkçe harfleri yeni Türkçe harflere bırakmış ve manada önemli etki yapmayacak ufak tefek değişikliklerle de günümüze kadar aynı şekli muhafaza ederek gelmiştir.

      İstanbul�da İşgal Yılları ;

      İstanbul halkı 16 Mart 1920 sabahı uyandığında gözlerine inanamamıştı. Zira şehrin üzerine kapkara bulutlar çökmüş, bir gece içinde koca şehir işgal ordularınca adeta askeri bir kampa çevrilmişti. Dünyayı sarsmış, imparatorluklar yıkmış ve on milyon insanın ölümüne sebep olup o hiç bitmeyecek sanılan �Harb-i Umumi� diye anılan �1. Dünya Savaşı�, Osmanlı İmparatorluğu�nun yenilmesi ile son bulmuş, mütareke ile birlikte de galip itilaf devletleri mağlup Osmanlı�nın başkenti İstanbul�u işgal etmişlerdi. Zırhlı araçlar cadde başlarını tutarken, sokakları dünyanın her yanından gelmiş her renkten ve her dinden askerler sarmış, Harbiye, karakollar, kaymakamlıklar, subay mahfelleri , vesair tüm makamlar işgal ordularınca işgal edilmişti. İşgal üniformalı itilaf ordusu askerleri, sosyal yaşantı içinde her fırsatta halkı manevi baskı altında ezerken, tramvayda trende ya da vapurda bile kendileri daima birinci mevkide oturup, biletli Türk vatandaşlarını vagonların sahanlıklarında vapurların ise ikinci mevkilerinde seyahat ettirir, kendilerine ayrılmış bölümlere boş da olsa kimseyi sokmaz, yolcuların bilet kontrollerini bile kendileri, üstelik alaycı bir tavır içinde ve ağır hakaretler altında yaparlardı. Evet, İstanbul artık o eski İstanbul değildi. Acı günler gelip çatmış, herkes üzgün, herkes kendi vatanında sürgün gibiydi. İşgalcilerle birlikte yaşamak zorunda olan talihsiz İstanbul halkına, o güne kadar yaşadıkları, ne gıdasızlık, ne susuzluk, ne elektrik kesintileri, ne de hiçbir şey, �İşgal İstanbul�u �na tanıklık etmek kadar onlara acı vermemişti. İşte bütün bu olumsuz şartlar altında halkın morali için mutlak bir desteğe ihtiyacı vardı ki, işte bu ihtiyaç duyduğu güç, ona kendi öz bağrından çıkarttığı takımı tarafından �Fenerbahçe�si tarafından verilecekti.

      İşgal yıllarındaki gurur; Fenerbahçe

      Mütareke döneminde (1918 – 1921) işgal kuvvetlerine mensup özellikle İngiliz ve Fransız askeri takımlarıyla yapılan futbol maçları, İstanbul�daki futbol heyecanını ve futbola olan ilgiyi doruk noktasına çıkaran olgu oluyor, Türk takımları işgalci ekiplerle 5 yılda 50�sini Fenerbahçe�nin oynadığı toplam 80 maç yapıyor , işgal kuvvetleri takımlarına karşı kazanılan galibiyetler ise Türk takımlarını gönüllerde yüceltiyordu. Bu nedenle futbol İstanbul�da büyük kitleleri kendine çekerken, Türk takımlarının özellikle de Fenerbahçe�nin, başta General Harrington Kupası (29 Haziran 1923) olmak üzere işgal kuvvetleri takımları karşısında elde ettikleri tüm galibiyetler, İstanbul halkının intikam duyguları içindeki milli duygularını şahlandıran ve yaralı gönüllerine teselli veren yegane olay haline dönüşüyordu.

      Mütarekenin karanlık yıllarında işgal kuvvetlerine mensup takımlarını her hafta birbiri peşi sıra futbol sahalarında yenerek milletin rencide olmuş gururunu okşayan Fenerbahçe tüm halkın sevgilisi haline geliyor zamanla da milli mücadelenin ve milliyetçi karşı çıkışın adeta İstanbul şubesi halini alıyordu. Onlar, cephelere gönderdikleri futbolcuları misali Çanakkale�de yaptıkları müdafaanın bir örneğini de sanki Taksim�in Taşkışla sahasında gösteriyor, yaptıkları toplu hücumlarda ise sanki kısa bir süre sonra Kocatepe�den verecekleri milli taarruzdaki şahlanışımızın provasını veriyorlardı. Bu şevk ve iman içinde mütareke ve işgal İstanbul�unda Türk futbolu denince ilk akla gelen Kadıköy�ün Fenerbahçe�si oluyor, cepheden gelen her yeni zafer İstanbul�luların moralini yükseltirken, Fenerbahçe takımı da aldığı galibiyetlerle halkın başını dik tutmasını sağlıyordu. 1910�lu yıllarda en fazla iki bin kişinin izlediği Fenerbahçe, 1919 -1920 yıllarında 6-7 bin kişinin hınca hınç doldurduğu tribünlere oynuyor, bir zamanların ürkek mahcup yapılan tezahüratları, artık açık açık, yüksek sesle hep bir ağızdan dile getiriliyordu; �Ya ya ya ,şa şa şa, Fenerbahçe çok yaşa, Türkiye Türkiye çok yaşa…�.

      Artık iş futbol oyunu halinden çıkmış, vatanın asıl sahipleri ile işgalcilerin hesaplaşması şekline dönüşmüştü. Fenerbahçe takımı artık �Kuvai Milliye� ruhunun halk içindeki sembolü olmuştu. Bunun birinci sebebi işgal takımları ile oynadıkları toplam 50 maçtan ikisi hariç hiç yenilmeyip 41 maçta galip gelmeleriydi ki Altınordu ve Galatasaray takımları ne yazık ki bu başarıyı gösterememişlerdi. İkinci sebebi ise, �Anadolu Harekatı�nın başında olan Mustafa Kemal�in �Fenerbahçeli� olarak bilinmesiydi.

      Tarihçe BÖLÜM – 5 –

      Atatürk ve �Fenerbahçe�si;

      Fenerbahçe�nin müttefiklerle mücadelesi sadece yeşil sahalarla da sınırlı kalmayacak, Cihan Harbi�nde vatana feda ettikleri diğer sporcuları gibi, futbolcularının büyük bir bölümünü yine işgal yıllarında İstanbul�dan Anadolu�ya silah aktarılmasında etkin bir rol oynatarak vatanının ihtiyaç duyduğu konuda hayatlarını budaktan esirgemeyeceklerdi. � İttihad ve Terakki�nin bir kolu olduğu � ithamı ile işgal kuvvetlerinin devamlı olarak bastırması sonucunda kulübün kapatılma çalışılmaları ortamına rağmen, yurdun düşmandan kurtulması yolunda üstlendiği tarihi misyonu en ulvi bir biçimde yerine getirerek, bir başka idealde de yarınlara örnek olacak olan Fenerbahçe Spor Kulübü, aydınların, işgal yıllarının acılı şehit ailelerinin, hulasa Türk ulusunun şeref ve cesaret duygularının yurda adeta armağanı oluyordu. İşte bu nedenledir ki ulu önderimiz Mustafa Kemal Paşa, 1918 yılında ilk spor kulübü olarak Fenerbahçe Spor Kulübü�nü ziyaret ediyor ve de kulüp şeref defterinin nezdinde de, tarihin altın sayfalarına da şu mısraları geçiyordu; � Fenerbahçe Kulübünün her tarafta mazhar-ı takdir olmuş (takdirle şereflendirilmiş) bulunan asar-ı mesaisini(yaptığı üstün çalışmaları) işitmiş ve bu kulübü ziyaret ve erbab-ı himmetini (üstün hizmet veren kişileri) tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifası (yerine getirilişi) ancak bugün müyesser (mümkün) olabilmiştir. Takdirat (takdirlerimi) ve tebrikatımı (tebriklerimi) buraya kayt ile (kaydetmekten dolayı) mübahiyim ( mutluyum).

      3. 5 . 1334 (1918). Ordu Kumandanı
      (Yıldırım Orduları Gurup Kumandanı) : MK (İmza) �

      Kulüp binası yangını ve yurdun Fenerbahçe sevgisi;

      Türkiye�de ilk defa çeşitli spor şubeleri açan kulüp olma ünvanına sahip olan Fenerbahçe, 1913 yılında tanzim olunan ikinci nizamname ile atletizm, kürek, yüzme, atlama, yelken, patinaj, tenis, çayır hokeyi, boks, kriket gibi spor dallarıyla da meşgul oluyor, yıllar içinde de futboldan başka, masa tenisi, eskrim, jimnastik, avcılık, su kayağı, atlama, bilardo, salon futbolu, otomobil, atıcılık, sutopu, bisiklet,halter, güreş, basketbol,izcilik,patenli hokey, voleybol, vs, gibi toplam 25 spor şubesi içeren 35 spor dalında sayısız başarılara imza atıyordu.

      Büyük milletinin muazzam sevgisiyle nurlanan ve kucaklanan Fenerbahçe, muhtelif branşlarda devamlı hamlelerle bu artan sevgiye hak kazanırken, kuruluşunun 25. yılında 5/6 Haziran 1932 gecesi vukuu bulan hain bir yangın, koca bir varlığın kupalarından üye kayıt ve maç defterlerini de içeren belgelerine kadar gelmiş geçmiş bütün maddi eser ve izlerini siliyordu. Fenerbahçe�nin uğradığı felaket bütün yurtta bomba etkisi yapıyor, Fenerbahçe Kulübü İdare Heyeti�nin, üzerinde henüz dumanları tüten kulübün enkazı karşısında, gazete ve radyolara aynen aşağıdaki sözler ile verdiği tebligat ise yürekleri dağlıyordu;
      � Sevgili yuvamız, 25 senelik spor hayatımızda elde ettiğimiz şeref ve galibiyet, hatıraları ile birlikte yanmıştır. Bugün, maddi spor vesaitimizden de tamamen mahrum kalmış bulunuyoruz. Yek değerlerimize karşı sarsılmaz itimat, muhabbet (sevgi) ve tesanüt (dayanışma) havası içinde, yıllarca süren müşterek emeklerimizin muhassalasının (elde edilmiş sonucunun) enkazı karşısında derin bir teessür (üzüntü) duymamak kabil değildir. Mahvolan manevi kıymetlerin maattessüf (ne yazık ki) tamiri imkansızdır. Şu kadar ki, 25 senedir kazandığımız muvaffakiyetlerin hatıralarını kalbimizde daha büyük bir vecd (heyecan) içinde yaşatmak, bu hatıraları Fenerbahçe gençliğine kitap halinde hediye etmek gene mümkündür.

      Hatta ilk vazifelerimizden biridir. Kupalarımız, bayraklarımız yanmıştır. Fakat yüreğimizdeki hatıralar canlılığını kaybetmeyecektir. Başta Ulu Gazimiz olmak üzere; kulübümüzün mesaisini takdir eden kıymetli yazıları taşıyan hatıra defterimiz kül olmuştur. Fakat bizim emeklerimizi takdir etmiş olan büyük şeflerimiz, memleketini seven memleketin idealine candan bağlı, çalışkan, tesanüt (dayanışma) ve muhabbet(sevgi) çerçevesi içinde Türk gençliğini gene himaye edeceklerdir. Hayatın mütemadi bir mücadele olduğunu, mücadelesiz, ızdırapsız, elemsiz, hayatta gerek ferd ve gerek millet itibariyle muvaffak olmak imkanı olmayacağını Türk gençliğine hatırlatan Büyük Gazinin nasihatleri bu elemli günlerimizde, bizim için en büyük teselli ve kuvvet membaı olacaktır. Fenerbahçelileri, kulübümüzün maruz kaldığı felaket nispetinde büyük olan vazifeye davet ediyoruz. �

      Felaketin hemen ertesi günü Türkiye�nin o zamanki en büyük gazetesi �Cumhuriyet� ve ardından da �Milliyet� gazetelerinin �Fenerbahçe�ye Yardım� ismi altında başlattıkları kampanyalara teberruda bulunmak üzere bütün memleket adeta yarışa giriyor, yeni kulüp binası inşası ve beraberinde de kulüp sahasının satın alınmasına katkı amacıyla yapılan ilk bağışı ise, 19 Haziran 1932 tarihinde İş Bankası eliyle 500 TL. göndermek suretiyle yine Atatürk yapıyordu. Aynı amaçla tertiplenen 14 Temmuz 1933 keşideli

      Fenerbahçe Eşya Piyangosu�ndan elde edilen 17 bin TL. hasılat da, yine bu ilk tahta stadımızın yapılmasında kullanılıyordu.

      Bu yangında kül olduğu zannedilen ve içinde kulüp ile ilgili 1914 senesinden itibaren tutulmuş şeref kayıtlarını içeren meşhur maroken kaplı hatıra defteri ise, 7 Nisan 1944 tarihinde, onu enkaz arasında bularak alan ve saklayan meçhul bir şahıs tarafından, kulübümüz üyesi (merhum) Gazeteci Kenan Onan Bey�in Vatan Matbaası�ndaki masasının üzerine, 12 yıl sonra tekrar Fenerbahçe Kulübü�ne iade edilmek üzere bırakılıyor ve böylece Atatürk�ün �kulübümüze o meşhur ithafının� da içinde bulunduğu bu büyük hazineye, önce tarihimiz ve sonra da kulüp müzemiz yıllar sonra tekrar kavuşuyordu.

      Stat mülkiyetine sahip ilk spor kulübü; Fenerbahçe

      1923 senesinde Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı�nın kurulmasıyla Türk sporuna yeni bir yön veriliyor, bu tarihten sonra ise Fenerbahçe�de büyük bir kalkınma görülüyordu. O, teknik üstünlüğü sayesinde Orta Avrupa futbolunun Türkiye�deki temsilcisi haline geliyor, yıllar yılı hep milli takımın belkemiği olarak da Türkiye�nin en sevilen kulübü oluyordu.

      İlk adı �Silahtar Ağa Sahası� iken, sonraları �Papazın Çayırı�, �Union Kulüp Sahası�, �İttihat Spor Sahası� ve nihayet 25 Ekim 1929 tarihinde de �Fenerbahçe Stadı� ismini alan 36 dönümlük stat mahallimiz, 6 Temmuz 1932 tarihinde 500 TL�sinin Atamızın verdiği 9000 TL. karşılığında (1000 Reşat Altını) satın alınıyor ve böylece yurtta stat mülkiyetine sahip ilk kulüp olmak şerefi de yine Fenerbahçe Spor Kulübü�ne ait oluyordu. Hem de öyle ki; Türk gençliğinin üzerinde spor yaptığı ilk stadı olmasının yanı sıra, Büyük Kurtarıcımızın bizzat kendileri tarafından büstleri ile şereflenmesine müsaade ettikleri yegane stat da olarak.

      –SON–

      Fenerbahçe Spor Kulübü�müz, bugün yalnız İstanbul�un değil, tüm yurtta milyonlarca taraftarı bulunan ve yüz yıla yakın bir süredir hemen tüm spor dallarında Türk sporuna öncülük ettiği için büyük sıfatını yerden göğe kadar kazanmış bir kulübümüzdür. O, zaman zaman şampiyonlukları elden kaçırsa da, zaman zaman mazisini aratır bir görüntüde kalsa da, yıllarca tarihe tırnaklarıyla kazıdığı büyüklüğünden hiç bir şey yitirmeyecektir.

      Evet, taa en başta, 1900�lerdeki kuruluş yıllarını anlatırken söze nasıl mı başlamıştık? ; �… Ve de Kadıköy, o dönemlerde en güzel semti olan Fenerbahçe�sinin bağrından çıkaracağı takımını, önce yakınlara, sonra da yarınlara armağan edeceği günleri bekliyordu gayri…�

      Gayri, şimdi de sözün sonundayız; � Ve de İstanbul, deniz üzerindeki siluetini uzaklardan perde perde koya yaklaştırırken, Fenerbahçe Burnu�nda yankılanan bir beyaz ince uzun fener, yıllar boyu Türk sporuna sembol olmanın gurur yorgunluğu içinde, Adalar�a, Marmara�ya, daha uzaklara, daha da öte uzak yıllara doğru, aynı inançla, aynı coşkuyla ışığını hep saçacaktır �.

      Yüz yıldan beri önce onun hakkında söylendi, önce onun hakkında yazıldı, önce ona sevdalanıldı. Daha da nice yüzlerce yıl söyleneceği, yazılacağı, sevdalanılacağı gibi….


      KAYNAKÇA :

      1. ALUS, Sermet Muhtar.� Kadıköy�ünde ilk futbol�Tarih Hazinesi Dergisi. Syf:274, 1951/6
      2. ATABEYOĞLU, Cem. �Futbol� İstanbul Ansk. Sayı :24 Syf:345, İst/1994
      3. Tercüman Spor Ansk. �Türkiye�de Futbol�. Syf: 9-10 , İst/1980
      4. DAĞLAROĞLU, Rüştü Dr. �Fenerbahçe S.K. Tarihi� . Syf: 6, İst/1987
      5. FIŞEK, Kurthan.Prof. � Spor Yönetimi� . Syf: 515, İst/1983
      6. DAĞLAROĞLU, Rüştü Dr. �Fenerbahçe S.K. Tarihi� . Syf: 14, İst/1957
      7. HİÇYILMAZ, Ergun. �Fenerbahçe� Syf. 29, İst/2001
      8. DAĞLAROĞLU, Rüştü Dr. :�Fenerbahçe S.K. Tarihi� . Syf: 13, İst/1957
      9. HİÇYILMAZ, Ergun.: �Fenerbahçe,Ömrüm Seni Sevmekle…� Syf. 29, İst/2001
      10. Tercüman Spor Ansk. : �Türkiye�de Futbol�. Syf: 10 , İst/1980
      11. ATABEYOĞLU, Cem :�Futbol� İstanbul Ansk. Sayı :24 Syf:345, İst/1994
      12. 50.Yıl Kutlama Kitabı : �FB. Nasıl Kuruldu� Syf: 8 , İst/1957
      13. Olimpiyat Spor Dergisi : Sayı: 10 , Syf: 3 , İst. /1931
      14. DAĞLAROĞLU, Rüştü Dr.: �Fenerbahçe S.K. Tarihi� . Syf: 16, İst/1987
      15. DAĞLAROĞLU, Rüştü Dr.: a.g.e. Syf: 17
      16. a.g.e. Syf: 168
      17. a.g.e. Syf: 6
      18. ATABEYOĞLU, Cem :�Futbol� İstanbul Ansk. Sayı :24 Syf:346, İst/1994
      19. SAKAOĞLU, Selçuk: �F.B. Spor Kulübü� İstanbul Ansk. Sayı :24 Syf:286 Nisan/1994
      20. BACIOĞLU, Alp : �Spor Tarihinden Yapraklar� Sabah Gazetesi , 23Ocak2001
      21. DAĞLAROĞLU, Rüştü Dr.: �Fenerbahçe S.K. Tarihi� . Syf: 18, İst/1987
      22. ATABEYOĞLU, Cem : �Renk Aşkı� Yıllarboyu Tarih Mecmuası, Şubat / 1994
      23. KAYSERİLİOĞLU, R. Sertaç Dr. : �Dersaadet�ten İstanbul�a � . Syf:50 İst/1999
      24. HİÇYILMAZ, Ergun: �Savaşan Fenerbahçe�. Sabah Gazetesi, 27 Mayıs 2001
      25. DUMAN Selahattin : �Fenerbahçenin Gizli Tarihi� Sabah Gazetesi, 2 Eylül 1996
      26. 50.YIL KUTLAMA : �Kulüp Binamızdaki Yangın� Syf: 41 , İst/1957
      27. A.g.e. : syf : 42
      *28. F.B. HATIRA/ŞEREF DEFTERİ : ( F.B. Spor Kulübü Müzesi) . Syf:83 İst/1914 �1951
      *29. DAĞLAROĞLU, Rüştü Dr. : �Fenerbahçe S.K. Tarihi� . Syf: 454, İst/1987

    • #46816
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Maliyetler ciddi bir şekilde artmaya başlıyor…

      Mucadele kizisiyor ;

      1977/78 Sezonu Fenerbahcemizin 9.Turkiye Ligi sampiyonlugu ile sona erdi.Kluplerin transferde suskun oldugu bu sezon, Fenerbahcemiz transfer sezonunda Adil, Sabahattin, Nevruz, Ersoy, Ender, Omer ve Osmani satmis yerlerine Partizandan Kaleci Ivancevic ve Anticin yanisira Eskisehirden Fuat, eski futbolcumuz Coskun, Orduspordan Tuna, Galatasaraydan Sevki, ve Bahri ve birkac amator futbolcu alarak takimi bastan asagi yenilemis.Antrenor Kaleperovic ile sezonu acmisiz.17 galibiyet 8 beraberlik ve 5 yenilgiye karsin yedigimiz 24 gole 48 golle cevap vermisiz.

      Son iki yilda kaybedilen sampiyonluk ve dusulen ikincilikler taraftarimizi kusturmus ve Yonetim sampiyonlugu zaruri gormus. Oyleki 2 Ekim 1977 tarihinde oynanacak bir Galatsaray macini kazanmak icin Aston Villa ile oynayacagimiz UEFA kupasini bile feda etmisiz. As futbolcularimizi Galatasaray macinda oynatacigimizi, Aston Villa karsisina yedeklerle oynayacagimiz cok onceden aciklamisiz.Nitekim Aston Villa macini kaybetmis ancak Galatasarayi 2-0 yenerek Lider olmusuz.

      Yeni transferlerden Antic ve Ivancevic ile beraber Fenerbahce sampiyonluk havasina girmis ilk yarinin bitimine bir hafta kala karsilastigimiz Boluspor macinda hakem Orhan Cebenin alehimize caldigi inanilmaz dudukler neticesinde 1-0 yenilmis en yakin takipcimiz Trabzonspor ile puan farkimiz 2 puana inmis.Ilk yarinin son macinda Trabzonspor ile Trabzonda karsilasmis muthis bir mucadele sonunda bu onemli deplasmandan 1 puan alarak donmusuz.Ikinci yarida liderligimizi lig sonuna kadar tasimis ve 9.sampiyonlugumuzu ilan etmisiz.

      1978/79 Sezonu ;

      Transferde cilgin rakamlar telafuz edilmeye baslanmis.Galatasaray 13, Fenerbahce 11 Besiktas ise 9 milyon lira harcadiklari transferde onemli oyunculari kadrolarina katmislar.

      Kume dusucek takim sayisi 3 e cikmis, ve tarihinde ilk defa Deplasmanli Genc takimlar ligi kurulmus ve bu maclar A takim maclarindan once oynanmasi karara baglanmis.41 gol atip 23 gol yedigimiz maclarda 15 galibiyet, 8 beraberlik ve 7 maglubiyet alarak 38 puanla Sampiyon Trabzonsporun ve Galatasarayin ardindan 3. olmusuz.

      Transferde yildiz Antici Real Zaragozaya satmis buna karsin Trabzonspordan Ali Kemali, Altaydan Erol Togayi, Kocaelispordanda 2.lig gol krali Rasit Cetineri transfer etmisiz. Sezona Necdet Nis nezaretinde acmisiz.

      Turk futbol tarihinde 51.000 dolar Antic icin, 175.000 mark da Engin icin kazandigi paralar Turk futbolu icin gurur kaynagi olmus. Gerek alinan basarisiz sonuclar gerekse Federasyonun Fenerbahce aleyhine tutumlarina karsi koyamayan yonetim lig ortasinda istifa etmesi takimi olumsuz etkilemis ve takimi sampiyonluktan etmistir.

      1979/80 Sezonu ;

      25 Agustos 1979 da baslayan sezonda Danisma kurulunun aldigi karar neticesinde yabanci futbolcu yasagi getirilmis ve 1.lig Sadece turk futbolcularla oynandi. Kalitenin cok dustugunde birlesen futbol otoriterleri yabanci futbolcu yasaginin kalkmasi gerektigini belirtiyorlardi.

      Sezona eski kalecimiz Sukru Ersoy ile baslamis transferde Sekerspordan Selcuk Yula ve Yasar, Eskisehirspordan kaleci Adem kadroya dahil olmus. Transferlere ve kadroya kuskun olan taraftarin desteginden yoksun olan Fenerbahce TSYD kupasini 6.kez kazanmis ancak ilerisi icin umit vermiyordu nitekim 9 macta alinan 5 maglubiyet endiselerin hakli oldugunu gosteriyordu.9.haftada Orduspor`a 1-0 yeniliyor ve istifa eden Sukru Ersoyun yerine Ziya Sengul getiriliyordu. Bu degisiklik takima olumlu sekilde yansiyor ilerki haftalarda duzelen Fenerbahce 10. siradan ligi 2.olarak tamamliyordu. Trabzonspor 4.kez sampiyon olarak 4 buyukler arasinda yerini aliyordu.

      Yonetim zaafi giderilememis yapilan haksiz uygulamalara karsi sessiz kalan yonetim taraftarin tepkisini bir cok defa cekmis. Bu zaafiyetten yararlan Fenerbahce dusmanlari tezgahlarini her macta gostermisler. Gazetelerde “Inonude Katliam, Hakemin yarattigi penalti, Turk Futbolunda cinayet” gibi mansetler bu zaafiyetin Fenerbahce aleyhine kullanildiginin bir gostergesi olmus.

    • #46815
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      ANADOLU TAKIMLARI ESMEYE BASLIYOR

      2.likler yillari ;

      16 klubun istirak ettigi 1975/76 sezonu 6 Eylul 1975 de baslamis.Transferde Engin Verel, Adanadan Rasit Eskisehirden Omer Kaner, Sekerspordan Sabahaddin ve Mersinden Nevruz klubumuze ayrilmis.Hazirlik doneminde TSYD kupasi, Galatasarayi 3-1, Besiktasi ise 2-0 yenerek 3.defa muzemize girmis.Oynadigimiz futbol basinda buyuk takdir toplamis ve genelde Fenerbahce bu sene kesin sampiyon dusuncesi hakim olmus.

      Ilk devreyi Trabzonsporun 1 puan onunde lider bitirmisiz.Trabzonspor cok buyuk bir surpriz yapmis sampiyonlugun en buyuk adayi olmus.Bu yaris kiyasiya mucadele lig sonuna kadar devam etmis ancak Trabzonspor ligi bizim 3 puan onumuzde 43 puan ile tarihinde ilk kez sampiyon olmus.Yeni kaptan Cemil Turan tum maclarda oynamis ve attigi 18 gol ile gol krali olmus.Cok eletri almaya baslayan Teknik Direktor Didi 17 Eylul 1975 de Lizbon yenilgisinden sonra istifa ettirilmis.Acilmasi dusunulen Fenerbahce Futbol Okulunun basina getirlmesi dusunulen Abdullah Gegic yeni teknik direktorumuz olmus.1966/67 yilinda fiyasko ile sonuclanan Gegic donemine ragmen “Bu guclu kadroyu kim olsa sampiyonluga goturur”mentalitesi onu goreve getirmis.Tabiiki evdeki hesap carsiya uymamis.

      14 Aralikta aldigimiz 3-1 lik maglubiyet bir cok acidan ibret verici.Mactan dort gun once bir gece klubunde Galatasarayli B.Mehmet, Fatih Terim ile gorulen kaleci Adil ve Alpaslana 10 ar bin lira ceza ile beraber 1 maclik kadro disi cezasi, futbolculardan cok takima verildigi mac sonucu ile anlasilmis.Heleki Galatasarayin gollerinden bir tanesinin ceza oyle olmaz dercesine atan Fatih Terimden gelmesi yonetim hatasinin bariz kaniti olmus.

      Hele hele 28 Mart 1976 da, ligin 22. haftasinda kaybedilen daha dogrusu kazanilmisken rakibe ikram edilen bu macla sampiyonlukda elden gitmis.Ilk devresini 2-0 onde kapattigimiz Adana D.Spor macini, Alpaslan ile Adilin agiz dalasi yuzunden yedigimiz iki gol, daha sonra penalti kaciran ve sorumsuz ileri cikmasi sonucu 3. golu yememize sebep olan Alpaslanin yuzunden kaybetmisiz.Bu anormal yenilgi 672 gun ve 23 deplasman da 2 yil suren Avurapada o donemler rekoruda bu yenilgi ile son bulmus. Yas ortalamasininda 28 den 24 indirilmesi bir seyi degistirmemis ve sezon Anadolu takimlarinin ilk kez sesini duyurmaya basladigi yil olarak tarihe gecmis.

      1976/77 sezonu ise buyuk talihsizliklerle acilmis.Olaganustu kongre ile goreve gelmis yonetim kurulu 12 milyonluk borc sebebi ile transfer yapmaya cesaret edememis. Bir iki eski Fenerbahceli oyuncu kiralik verilen takimlardan geri alinarak cok sessiz bir transfer sezonu arkasindan bu teknik direktor olarak deneyimi olmayan Kaleci Datcu teknik direktor olarak goreve getirilmis. Butun bu olumsuzluklar dogal olarak takima yansimis ve sezonu tarihinde ikinci kez sampiyon olan Trabzonsporun 4 puan ardindan 39 puan ile ikinci olarak bitirmisiz.

      Ilk hafta tribunlere dolduran 38 bin taraftarimiz olumsuz futbol ile cok erken umitsizlige kapilmis ve daha 4.haftada tribunlere gelen seyirci sayisi 15 bin kisiye kadar dusmus. Avrupa kupasindan 3 gun once rakiplerimizin lig maclari ertelenmis fakat ayni konuda istegimiz Federasyon tarafindan nedense(!) red edilmis. 26 Aralikta oynayacagimiz Trabzon maci icin takimimiz hava alanina gitmis ancak THY pilotlarinin direnisi yuzunden Ankarada bir gun beklemek zorunda kalmis, Kulubumuzn ertelenme istegi Trabzon tarafindan red edilmis. 14 saat suren cile dolu yolculuk sonrasi macin oynanacagi stada mactan 3 saat sonra ulasabilmis. Bu olumsuzluk neticesi Trabzona 3-0 yenilmisiz. Oynadigimiz 30 macta attigimiz 31 gol, gol kisirliginin baslica sebebi bazi futbolcularin sezon sonu “Evet sucluyuz. Gorevimizi yapmadik ama telafi etmek icin kalmak istiyoruz” aciklamasi basinda utanc olarak anlasilmis ve yonetim onumuzdeki sene koklu bir revizyona gidecegi anlasilmis.

    • #46814
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      FENERBAHCEMIZ TOZU DUMANA KATIYOR

      1 devin sahlanisi ;

      1973/74 sezonunda her zamanki gibi hareketli bir transfer doneminde Istanbulspordan Alpaslan Eratli, E.Frankfurttan Ender Gonca, Usakspordan kaleci Adil Eris,Altayda Mustafa ve Belcikadan Selahaddin transfer edilmis.Didinin yonetiminde sezonu 8 Eylul 1973 de acmisiz.10 gunluk Kizilcahamam kampindan sonra hazirlik maclarinda firtina gibi esmisiz.18 gunde Besiktasi uc kez 3 gol ile yenmis, Yunan panathinaikosu 4-1 ve son olarakda Galatasaray ile 2-2 berabere kalarak 2. TSYD kupasini kazanmisiz.

      Ligin llk macinda Samsunda Samsuna 1-0 yenilince Didi hayretini gizlemeyerek “Bir futbolcu bir kac gunde nasil bu kadar degisebilir anlayamiyorum” diyerek Turk futbolcusunun istikrarsizligini dile getirmis. O donemlerde Fenerbahce akici futbol oyniyamiyor Didi ise agir elestrilere ugruyordu.Liderlik Galatasaray ve Besiktas arasinda degisip duruyordu.Fenerbahce yonetimi toplanip Fikret Aricani teknik yardimciliga getirerek sembolik olarakda olsa olaya el koymus. Ilk yarinin son macinda Eskisehirsporu 1-0 yenerek liderlik koltugununa averajla oturmusuz.

      Devre arasinda katildigimiz Uluslararasi Berlin Salon Turnuvasinda cok basarili olmus ve 2. lik kupasini almisiz.Ikinci yarida Fenerbahce, futbolu birakan Kaptan Nedim Dogandan bosalan kaptanlik pazu bandini tasimanin soumlulugu icinde futbolculuk huviyeti tamamen degisen Ziya Sengulun, Gol krali Cemil Turan ve Alpaslan Eratlinin futbolu ile buyumus ve tek bir yenilgi almadan attigi 39 gole karsin 15 gol yemis ve 43 puanla 7. kez sampiyon olmus.Besiktas 40 puanla 2., Bolusporda 3. olmus.

      Fenerbahce sampiyonluk turunu 19 Mayis 1974 gunu Inonu stadinda 43.902 seyircinin surekli istek ve staddan ayrilmamalari uzerine, 15 dakika once zar zor girdikleri soyunma odasindan geri donerek atmis. Kutlamalarin nasil gorkemli gectigini Didi bakin nasil anlatmis.”En mutlu, en buyuk gunum. Futbolculugumda cok sampiyonluk gordum ama, antrenor olarak bu ilk sampiyonlugum. Boyle sampiyonluk gunu Brezilyada bile boyle kutlanmamistir. Dunya sampiyonlugunu bile boyle kutlamadik, Fenerbahce taraftarinin dunyada esi yok !!!.

      1974/75 sezonu ;

      Transferde Boludan Aydin Celik, Ankaragucunden Zafer Gonculer ve Sariyerdende Emini almisiz.Sezon 10 Temmuzda Necdet Nis ve Basri Dirimlilin yonetiminde basladi. Teknik direktor Didi Kibris baris harekati nedeniyle ucak bulamamis ve takima ancak 15 un sonra katilabilmis. Yapilan hazirlik maclarinda Galatasarayi 1-0 yenerek Silahli kuvvetler kupasini, Besiktasi ve Altayi Izmirde yenerek Zafer kupasini kazanmisiz.

      Sezonu attigimiz 43 gole karsin yedigimiz 18 gol ve 43 puan alarak Galatasarayin 5 puan onunde 8.kez sampiyon olmusuz.Eskisehirspor ise 35 puanla 3. olmus. En fazla gol atan, en az gol yiyen, ve en cok seyirci toplayan (ortalama 27.765), her macta ortalama 520.000 lira (yaklasik 36.000 dolar) gelir saglayan, 1.500.000 dolar degerle dunyanin en pahali 20 takim icinde olan Fenerbhacemiz o donem butun rekorleri alt ust etmis. Senenin en buyuk hasilati 19 Ekimde 2-2 biten Boluspor macinda elde edilmis. 42.254 seyirci 931.000 (67.000 dolar) odemis.

    • #46813
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      FENERBAHCE ARTIK 1.TURKIYE LIGLERININ TEK HAKIMI

      5.Sampiyonluk kazaniliyor

      Fenerbahce icin inanilmaz bir sezon olmus 1967/68 sezonu. Sezon kume dusen Istanbulspor, Karsiyaka ve Izmirsporun yerlerine ikinci ligden Bursaspor, Mersin I.Yurdu ve Sekersporun katilimiyla 10 Eylul 1967 de baslamis. Teknik Direktorluge 3.kez Ignas Molnar getirilmis. Gonderilen Radovic, Lemic, Ali Ihsan ve Canan'in yerine PTT den Yavuz Simsek, Ferikoy'den Fuat Saner ve Laziodan donen Can Bartu alinmis.

      Ilk macta Ferikoy 3-0 yenmis ve son macta Sekerspor ile berabere kalmisiz. Mac trafiginin cok yogun oldugu bu sezonda cok onemli sakatliklar olmus takimizda. As futbolcularimizdan Can Bartu Ocak ayinda, Seref ve Ozer ise Subat ayinda meniskus ameliyati olmus. 3 as oyuncumuzdan yoksun kadro ile 3 Mart 1968'de 42.000 seyircinin izledigi macta Galatasaray'i 3-0 gibi cok farkli bir sonucla maglup etmisiz. 9.dakikada Ogun Altiparmak, 35.dakikada Yasar ve 56.dakikada Abdullah Cevrimin golleri ile yendigimiz macin 70 dakikasinda Metin Oktay Yilmaza kasti tekme atarak kirmizi kartla oyundan atilmis.

      32 haftalik maratonda Fenerbahcemiz sampiyonlugunu 29 haftada Ankarada Hacettepeyi 3-0 yenerek, en yakin takipcisi Besiktasin 7 puan onunde bitirerek ilan etmis.Besiktas 42 puanla 2.Galatasaray ise 36 puanla 3. olmus.Sampiyonluk turlarini 29.haftada Ankarada, 30.haftada Mersinde ve son haftada Istanbulda atarak kutlayan Fenerbahce o sene 5. kez lig sampiyonlugunun yani sira; Spor-Toto kupasini, final macinda yunan AEK yi 3-1 yenerek Balkan Kupasini, Federasyon Kupasini ve Cumhurbaskanligi kupasini kazanarak 5 kupayi birden muzesine goturme basarisini gostermis.Ayrica Avrupada en az gol yiyen takim unvaninida sanli Fenerbahcemiz kazanmis.

      Tum bu coskulu kutlamalarin Istanbul kismi cok gorkemli gecmis. Sahaya 30 metre boyunda sari kumas uzerine Lacivert yazili Vefakar ve Fedakar taraftarimiza minnettariz yazisi klup ile taraftarimiz arasindaki bagin ne kadar guclu oldugunun en buyuk kaniti olmus her zaman.

      1968/69 Sezonunun glibiyeti 6 yil aradan sonra Galatasaray topladigi 46 puanla sampiyon olmus, Eskisehirspor 43 puanla 2. Besiktas 38 puanla 3. olurken bir onceki yilin 5 kupa sahibi Fenerbahce entrikalarla dolu bir yili 35 puanla 4. bitirmis.

      26 Temmuz 1968 gunu Kalamis koyundaki yeni antrenman tesislerinin acilsinda Beden Terbiyesi Genel Muduru (Eski Galatasaray ve Milli takim kalecisi) Ulvi Yenal yaptigi konusmada “Gecen yil Milletlerarasi bir kupayi ilk kez yurdumuza kazandirdiniz.Balkan sampiyonlugunuz icin sizi bir kez daha kutlarim.Ve bu sene Turk futbolunun prestijini Avrupa Sampiyon Klupler kupasinda kurtaracaginiza inaniyorum”.

      Avrupa Sampiyon Klupler kupasinda ilk turda donemin devlerinden olan Manchester City ile karsilasmis ve ilk macta Ingilterede 0-0 berabere kalmisiz. Rovansinda unlu Ingiliz devini 2-1 yenerek Turkiyede o donemlerde esi benzeri olmayan bir basariya daha imza atmisiz. O donemlerde hayali bile edilemeyen basarilari kazanan Fenerbahcemize mac tayinleri konusunda en ufak iyi niyet gosterilmemis ve 2. turda Ajax macini lig macindan 2 gun sonra oynamak zorunda kalmisiz. 18 gunde 3 deplasman 6 mac oynama zorunlulugunda birakilan Fenerbahcemiz ayni zamanda oynanan Milli takimlarada 8 futbolcu vermis ve 1 ayda 8 maca kadar cikan hic bir futbolcunun altindan kalkamayacagi bir temponun altina adeta itilmis.

      Bu yogun temponun altindan hic bir futbolcunun kalkamayacagi gibi Fenerbahceli futbolcularda kalkamamis ve sezonu basarisiz olarak tamamlamis.

      1969-70 Sezonu Fenerbahcenin 6. kez sampiyon oldugu sezon olmus.23 Temmuz 1969 da Rumen Tratan Ionescu yonetminde actigimiz sezona Dinamo Bukresden Ilie Datcuyu ve Vefadan Zekiyi alarak girmisiz. 6.sampiyonlugumuzu en yakin rakibimiz Eskisehirsporun 7 puan onunde tamamlamisiz.Eskisehirspor 37 puanla 2. altay 36 puanla 3.olurken Besiktas ve Galatasaray 30 puanla 8. ve 9. olmuslar.

      Ionescunun Fenerbahce camiasinin alisik olmadigi savunma agirlik futbolu neticesinde 30 macta sadece 6 gol yemis.Hic bir macta kalemizde iki gol birden gormemisiz, 24 macta kalemizde hic gormemisiz. 67/68 sezonu gibi Avrupada yilin en az gol yiyen takim unvanini kazanmisiz. Attigimiz 31 gole karsilik yedigimiz 6 gol hala en az gol yeme rekorudur, ve bu rekorun sahibi kuskusuz Ilie Datcunundur.

    • #46812
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      FENERBAHCE ARTIK 1.TURKIYE LIGLERININ TEK HAKIMI

      4.Sampiyonluk kazaniliyor

      1964-65 sezonun sampiyonu 4. kez Fenerbahce.Oynadigimiz 30 macin 18 ini galibiyet ile, 11 nde berabere kalmis ve sadece tek bir maglubiyet almisiz, attigimiz 52 gole karsin kalemizde 13 gol gormusuz.47 puan alarak sampiyon olmus, bizi 41 puanla Besiktas, 39 puan ile Galatasaray izlemis.

      Sezone Ingiliz Oscar Hold yonetiminde, Izmirspora verdigimiz Tuncay Becedek ve Vefaya verdigimiz Guray karsin Ankara PTT den Ziya Sengul ve Sukru Birandi almisiz.Ilk yariyi Besiktasin 2 puan onunde bitirmemize ragmen ikinci yarida 6 macta 7 puan kaybetmisiz.Bunun uzerine Yonetim Kurulu kotu gidise mudahale etmis, ve sikayet konusu olan agir calismalar hafifletilmis, takim maclardan once Moda Palasda kampa alinmis ve maca cikacak takim kadrosu Hold tarafindan Yonetim kuruluna getirilmis.Bu onlemler olumlu sonuc vermis ve takim yeniden liderlige yukselmis.Sondan bir evvelki macta rakibimiz Hacettepeyi 2-0 yenmis ve Besiktasa 4 puan fark atinca Sampiyonlugu garantilemis ve bir sene once Izmir seyircisi icin atilan Sampiyonluk turu bu kezde Ankara seyircisi atilmis.

      Milliyet gazetesi yazari Kahraman Bapcum kosesinde su kayda deger yazilara yer vermis ; Ve Bitti… Gozyasi ve Ter…Sevinc ve Heyecan… Hersey bardaktan bosanircasina yagdi v gecti….Sahaya “SAMPIYON” sifatini tasiyarak cikmis bir takim, sanki her sey bu maca bagli imis gibi mucadele etmisti.Ve biz ilk kez karsimizda zaferle devlesmis insanlar degil de, insanca carpismayi hedef saymis devler seyrediyor gibi idik. Oylesine mutevazi, oylesine tribundeki insanlardan biri imiscesine, oylesine icten ve simarikliliktan uzaktiki Fenerbahce onbiri …Galiba asil sampiyonlukda bu idi…

      1965/66 Sezonu;

      1965/66 sezonu Fenerbahce icin cok sikintili gecmis ve basarisiz bir sezonu 32 puan ile ancak 4. bitirmisiz. O sene sampiyonlugu 48 puanla Besiktas kazanmis, Galatasaray 42 puanla 2., Genclerbirligi ise 38 puanla 3. olmus. Besiktasli milli futbolcu Sukru Gulesin o gunlerde Fenerbahce sevgisi yazlikli yazisi cok enteresandir ;

      “Bizim zamanimizda Fenerbahcenin taraftarlari hem Galatasaraydan hemde Besiktan fazla idi.Uzun yillar kaldigim Italyadan donusumde Sari Lacivertli renklere gonul verenlerin eskisiyle olculemeyecek kadar cogaldigini gordum.Bu acaip sevgi parti kursalar Fenerbahce iktidara gelir, Cin milleti gibi seneden seneye uruyorlar sloganlarinin sebebiymis meger.O ne ugultu idi dun aksam neticede Slavia ile bir ozel karsilasma idi ama dedikya seviyordu taraftar Fenerbahcesini ”

      1966/67 Sezonu;

      Bu sezonda Besiktas 45 puanla sampiyon olmus, Fenerbahce 43 puanla 2., Galatasarayda 41 puanla 3. olmus. Sezona antrenor Abdullah Gegic ile baslanimis.Transferde Istanbulspordan Yilmaz Sen, G.Birliginden Abdullah Cevrim, altyapıdan Numan ve Yugoslav kaleci Radoviç ve forvet Lemiç alinmis. Basarisiz kabul edilen sezonun faturasi, yetersiz kaldigi one surulen Abdullah Gegic ve getirdigi iki Yugoslav futbolcuya kesilmis. Hasilat dagitiminda haksizliga ugradigini one surerek bu konuda Federasyon ile zaman zaman catisma icine giren Fenerbahce bu iddiasini ancak 1969/70 sezonunda kabul ettirebilmis ve halen bugun gecerli olan ev sahibi tum hasilati alir uygulamasina gecilmis.

    • #46811
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      1.TURKIYE LIGLERININ BASLANGICI

      Ilk kez bir Turk futbolcusu Avrupaya transfer oluyor

      1961/62 Sezonu ;

      4. kez duzenlenen Turkiye 1. Ligi sampiyonasi 20 klubun katilimiyla 26 Agustos 1961 de baslamis.Fenerbahcemiz sezonu antrenor Szekely ile 27 Temmuz baslamis.61/62 sezonunu 4-3 luk Kasimpasa galibiyeti ile acmis, son mac olan 38. haftadada Besiktasa 2-0 yenilerek ligi 53 puanla bitirmis.Ilk kez sampiyon olan Galatasaray 57 puan ile sampiyon, Besiktas ise 48 puanla 3. olmus.O sezon en cok formayi 32 macla Seref Has giymis takimdaki gol krali ise 14 golle Lefter olmus.Fenerbahcemizin rakip filelere gonderdigi 64 gol o zamanlarin rekoru olmus.

      O senenin kusku yokki en buyuk gurur kaynagimiz efsane futbolcumuz Can Bartunun Italyaya giden ilk turk futbolcusu olmasi idi.Fenerbahcemizin yildiz futbolcusu Can Bartunun Fiorentinaya transfer olmasi Turkiyede buyuk yanki ve sevinc uyandirmis.Turk futbol tarihinin o zamanki rekoru olan 50.000 dolara Italyaya giden Can Bartunun transferinden Fenerbahcenin cebine 17.000 dolar kalmis.Transferde araci olan antrenor Szekely, daha sonra komisyon aldigi soylentileri ayyuka cikmis ve Serefide Ispanyaya pazarlamaya calismasi ve bu transferdede komisyon dedikodusu neticesi antrenorun isine son verilmis.

      Goreve getirilen Necdet Erdem yonetimindeki Fenerbahce as futbolcusundan yoksun liglere devam etmis.Kalecimiz Ozcanin Ordu ic hizmet talimatnamesi sebebiyle Ozcandan yararlanamamis, yedek olan Sukru Ersoyun 17. hafta cok agir bir sekilde sakatlanmasi sebebiyle yolumuza genc takim kalecileri ile devam etmisiz.Yoneticilerimizin sezon basinda kaleci transfer etmemesi sonucu genc takim kalecinin tecrubesizligi sebebiyle cok puan kaybetmemiz sampiyonluga mal olmus.

      1962/63 sezonu ;

      Fenerbahce, Federasyonun ligdeki takim sayisini 22 ye cikarmasiyla baslayan 1962/63 sezonunun 1 Agustosda Yugoslav Milko Kokotovic ile acmis.Transferlerde firtinalar koparan Fenerbahcemiz, birakin transfer yapmayi elindeki yildiz futbolculari rakiplerimize kaptirmis.Kalecimiz Ozcan Arkoc Besiktasa ve Kadri Aytac da buyuk bir gafletle Galatasaraya kaptirilmis.Bunun uzerine Fenerbahce Karagumrukden Hazim Cantez (kendisi su an Altyapinin Fikirtepe tesislerinde mudurdur)ve Ali Filibeli ile Istanbulspordan Tuncay Beceneki (kendisi su an Fenerbahce futbol vakfinin genel mudurudur) transfer etmis.Nedim Gunari Vefadan geri alarak maclarimiza baslamisiz.

      Ilk iki macimiz Ankarada birer gun arayla oynamaya mecbur birakilmis ve bu maclarda 3 puan kaybetmisiz.Sezonu ise 22 macin 10 unu galibiyet, 6 yenilgi ve 6 beraberlik ile attigimiz 31 gole karsin kalemizde 19 gol gorerek bu maclardada sadece 26 puan toplayarak 3. olmusuz.Galatasaray 35 puanla 2. kez sampiyon Besiktasda 34 puan ile 2. olmus.

      1963/64 Sezonu ;

      Gecen sezon Besiktasa kaptirilan Ozcan Arkoc meselesi unutulmamis misilleme olarakda Besiktasin yildiz futbolculari Senol Birol ile Birol Pekel sansasyon getirecek sekilde transfer edilmis.Bununala yetinmeyen Fenerbahcemiz transfer bombalarina Karagumrukten Aydin Yelken, Kasimpasadan Ihsan Okcuoglu ve Karsiyakadan sag acik Ogun Altiparmak kirik ayagi alcida iken transfer edilmis.

      Sezona 10.000 kisinin izledigi antreman ile baslayan Fenerbahcemiz ilk macinda Beyoglunu 2-0 yenmis, ligin son macinda ise Altayi Izmirde 3-0 yenerek 3. sampiyonluguna ulasmis.34 macta 21 galibiyet, 11 Beraberlik ve 2 maglubiyet almisiz.Yaptigi rekor 690.000 liralik transfer ile butun dikkatleri ustune ceken Fenerbahcemize sevgi ve saygi cogalmis ve suphesiz Turkiyenin en populer takimi olmusuz.

      Tarihi Final maci ;

      Son macta Izmirde Altay ile oynanmis.Butun umidini bu maca baglayan Besiktas butun imkanlarini seferber etmis.Adam basi 2.500 lira tesvik primi ve Istanbul Hilton otelinde 3 gun misafir vaadi yillarca dillerden dusmemis.Altay yabanci hakeme para vermem demesi uzerine butun masraflar Fenerbahce tarafindan karsilanmis.Altay baskani butun Izmiri Fenerbahceye karsi guc birligi olmasi yonunde cagri yapmis.

      Lefter, Ogun, Selim, Mikro Mustafa ve Ozer gibi as futbolcularindan yoksun cikmisiz maca.31 Mayis 1964 aksami tarihi maca tanik olan Alsancak stadindaki taraftarlar Fenerbahcenin inanilmaz futboluna sapka cikartmis, 3-0 galibiyete limandaki donanmada tiz duduklerle uzun uzun selamlamis.Federasyon baskani Muhterem Ozyurtun verdigi sampiyonluk kupasi Fenerbahceli Seref Hasin elinde yukselirken Isvicreli hakem Albert Ginard “Ben hayatimda boyle muhtesem bir mac gormedim” diyordu.

      O gunku gazetelerden bazilari ;

      Hurriyet : Milyonluk forvet gorevini yapti. Cumhuriyet : Altayin laf kalabaligina Fenerbahcenin cevabi cok sert oldu. Tercuman : Birol Fenerbahcenin olusu bile sampiyon oldu derken bu soz manali idi zira Fenerbahce bir cok sanssiz bir sezon icerisinde bir ara Besiktasin 4 puan gerisine dusmustu.

      Besiktas Klubunun Fenerbahceye yolladigi “Milli lig sampiyonlugunuzu en samimi hislerimizle tebrik ederiz” mesaji o yilin sportmenlik ve centilmenlik anisi olarak tarihe gecmis.

    • #46810
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      1.TURKIYE LIGLERININ BASLANGICI

      TARIH TEKERRURDEN IBARET

      1960/1961 sezonu ;

      Kitabin bu kismini okurken hayretler icinde kaldim desem herhalde yanlis olmaz.Fenerbahcemiz 38 macta aldigi 26 galibiyet, 9 beraberlik, 3 maglubiyete karsin yedigi 29 gole 81 golle karsilik vererek 61 puanla sampiyon olmus.Galatasaray 60 puanla 2., Besiktas ise 55 puanla 3. olmus.Attigimiz 81 golun 17 sinde Lefterin, 15 indede Yukselin imzasi varmis.

      Ancak burda cok ilginc olan konularin cogunun hala gecerli olmasi :

      Son yillarda yasanan Fenerbahce-Federasyon cekismesi 60/61 sezonunda da cok sert bir sekilde cereyan etmis.27 Mayis ihtilali ruzgarlarinin estigi donemde federasyon ve kurullari degismis istifa eden Federasyon baskani yerine Muhterem Ozyurt federasyonu kurulmus.Yonetimde bulunan, ayni zamanda MHK baskani Sulhi Garan, Halim Corbali, Mustafa Cakar gibi isimler o donemlerde Fenerbahce antipazani olarak bilinirmis.

      MHK baskani Sulhi Garanin Fenerbahce dusmanligi hemen etkisini gostermis, bir macta o yillarda en centilmen futbolcu unvanini bir kac kez ustuste kazanan Yuksel ve Hilmi dusmanca tutuma dayanamamis ve hakeme “Siz turk futbolunun katillerisiniz” diye bagirmalari sonucu 15 er gun ceza almislar.MHK ve Federasyonun Fenerbahceye karsi olan dusmanca tutumu her gecen hafta artmasina karsin Fenerbahcemiz devreyi Galatasarayin 1 puan arkasinda 2. bitirmis.

      2. yarida yaris tamamen Fenerbahce-Galatasaray cekismesi icinde surmus, 27. haftada Adana Demirsporu 5-0 lik skorla gecmis, 28. haftada karsilasacagimiz Genclerbirligi baskani ve Genel Kaptani maca 24 saat kala basina su aciklamayi yapmis “Yenilirsek yakama 1 ay Fenerbahce rozeti takarim”(Bugun bu demec verilse acaba ne olur ?!?). Bu demec tansiyonu cok yukseltmis. Tiklim tiklim tribunler onunde oyanan macin 82. dakikasi Genclerbirliginin 3-2 ustunlugu ile gecilmis.83.dakikada yukselin nizami beraberlik golu orta hakemin vermesine ragmen yan hakem Orhan Gonul bayragini israrla kaldirmis ve golun uzerinden 2 dakika gectikten sonra iptal edilmesini saglamis. Orta Hakem Muzaffer Sarvan (Oguz Sarvanin babasi) ile futbolcularimiz arasinda kisa bir tartisma yasanmis ve olay tam yatistirilacakken bir Deniz kurmayi sivil hakem sahaya girerek Seref ve Hilminin bogazina sarilmis ve “Ben Albayim atin bu edepsizleri disari” diyerek herhalde dunyada esine rastlanmayan bir olaya sebebiyet vermis.

      Daha sonra mac tekrar baslamis ve 86. dakikada Serefin golu ile mac 3-3 beraber olmus ancak ayni yan hakem tekrar bayragini israrla kaldirmasi hayretle karsilanmis ancak orta hakemin yan hakemin kararina uymayarak golu vermesi sonucu mac 3-3 bitmis. Yan hakemin yanli tutumu seyirciyi galeyana getirmis o yillarda cok sik gorulen bir pet sise sahaya atilmis.Bu konu iyice abartilmis MHK baskani Sulhi Garan ertsei gun solugu sikiyonetim komutani Cemal Turanin yaninda almis ve Fenerbahcemizi sikayet ederek tehditle bulunmus “eger Fenerbahceye ceza verilmez ise maclara hakemlerimizi cikartmayacagiz”.Komutan bunun uzerine Rustu Daglaroglu, Faruk Ilgaz eve Fikret Kircani komutanliga cagirtmis ve gorevli albay tarafindan aynen su sozler soylenmis”Siz ve klubunuz cok tehlikeli yoldasiniz. Pazar gunku spor ve kamu disipliniyle asla bagdasmaz olay ve tecavuzlerden sonra bu gidise kesinlikle son vermek icin sert tedbirler almak uzere idik, dua edinki sayin Korgeneral dun gece bu isi sivile havale etti. Fakat bir sartla suclular cuma gunune kadar mutlaka cezalandirilacak aksi halde butun spor faaliyetlerinizi 11 Marttan itibaren yasaklayacagimiz gibi klubunuzu ve sizleri tecziye edecegiz. Kamuoyunda zaten sevilmeyen Fenerbahce klubu, bu yasaklarada sebep olunca cok daha agir bir nefret ve sorumlulugun baskisi altinda ezilecek uygulayacagimiz ceza yontemleriyle mutlaka yikilacaktir. Komutanlik bu konuda kesin kararlidir. Bunu boyle bilin !!!”

      Rustu Daglaroglu bu konusmadan sonra soze baslamis ve sunlari soylemis “Fenerbahce 40 yil oncede suclanmis ve kapatilmak istenmis ancak o suclamalar bugunkuler gibi iftira degil gercektiler.Fenerbahce klubu kurtulus savasina silah ve personel sevki ve isgal kuvvetlerinede dusmanca tutumdan suclu idi.Kapatmak icin bahcesinde silah catanlarda sungu takmis ingiliz birligi idi.Ancak hic bir baski Fenerbahceyi engelleyememis ve milli gorevini daha buyuk azimle surdurmustu.Fenerbahce Dusman ordulari komutan Harringtonun giristigi ve basaramadigi bir davranisin 40 yil sonra sizlerce tekrarlanacagina inanmaz, kaldiki ulu Atamiz basta olmak uzere ulusumuzun engin sevgisini kazanmis ve mert ve millyetci bir klubumuzdur.Dun bunu bir kez daha ispat ettik.Sahaya atilan pet sisenin sorumlusu Fenerbahce klubu degil ehliyetsiz ellerde olan spor teskilatidir.Sozlerime inanin ve gorusunuzu gonul rahatligi ile duzeltin”

      Bu konusma uzerine komutanlik anlayis gostermis ve konunun ustunde fazla durmamis. Ancak Federasyon hincini alamamis ve Genel sekreterimizi, hocamizi ve 6 futbolcumuzu Merkez ceza kuruluna sevk etmis.Bu keyfi tutumu klup bir deklerasyon yayinlayarak siddetle karsi cikmis. Deklarasyondaki bazi cumleler soyle ” Fenerbahce Spor Klubu Turkiyede ve yurt disinda sahip oldugu sevgi ve sohreti yarim asirdir gosterdigi sportmence tutuma borcludur.Klubumuz tum haksizliklara ragmen mucadelesini surdurerek ve Fenerbahce ruh ve azminin ne oldugunu spor umumi efkarina gosterectir. Tarih ve mazimiz bunu bize emrediyor !!

      Fenerbahce Atinada iken ceza kurulu cezalari aciklamis buna gore Seref, Lefter, Hilmi birer ; Yuksek ile Kadir 2 ser; Kaptan Nacide 3 ay ile ayrica Teknik direktor Szekely 1 ay ve Genel sekreter Faruk Ilgazda 6 ay ile cezalandirilmis. Kamuoyunda bu cezalar cok buyuk tepki gormus olayli macin hakemi Muzaffer Sarvanin aciklamalariyla cezalarin bir tertip oldugu ortaya cikmis. Sarvan aciklamasinda aynen su ifadelere yer vermis ” – Federasyon MHK nin etkisi altindadir – Hic bir Fenerbahceli bana hakaret veya tecavuz etmedi – Cezalara uzuldugum ve haksiz buldugum icin raporlarin tekrar tetkik edilmesini istedim Teskilat mensuplari bu olaylari fazla karistirma demis hatta dahada ileri giderek maci neden Fenerbahce aleyhine tatil etmedin diyerek beni tecziye yoluna gittiler – Bu sartlar degismedikce hakemligi birakmaya kararliyim.

      Fenerbahce bu cezalara karsi yaptigi aciklamada MHK nin bu tutumunu “Turk sporu icin kara bir kara leke” olarak degelendirmis.Cezali futbolcularindan yoksun ciktigi macta Istanbulsporu 6-2 lik gibi bir skorla bozguna ugratmisiz.2.yarida tek bir maglubiyet almis ve sampiyonlugumuzu 2. kez kutlamisiz.

    • #46809
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      1.TURKIYE LIGLERININ BASLANGICI

      1959 TURKIYE LIGI VE FENERBAHCENIN ILK SAMPIYONLUGU

      21 Subat 1959 da baslayan deplasmanli Turkiye liginin ilk yil sampiyonasi 16 klup arasinda 2 devreli ancak zaman azligi Beyaz ve Kirmizi adli 2 grup halinde tertiplanmis. Grup birincileri 2 final maciyla sampiyonu tayin etmis Beyaz grupta : Fenerbahce, Istanbulspor, Besiktas, Beykoz, Ankaragucu, Hacettepe, Altay ve Izmirspor mucadele etmis Kirmizi grupta ise: Galatasaray, Karagumruk, Adalet, Vefa, Ankara Demirspor, G.Birligi, Karsiyaka ve Goztepe mucadele etmis.

      Fenerbahcemiz 12 Galibiyet ve 2 beraberlik alip 26 puanla, namaglup grup birincisi olmus attigimiz 29 gole karsin kalemizde sadece 7 gol yemisiz. Kirmizi grupta 20 puan alarak birinci olan Galatasaray ile finali 10 ve 14 Haziran 1959 da oynamisiz.

      Ignas Molnarin yonetmindeki Fenerbahce herkes tarafindan favori gosterilmis. 18.016 biletli seyircinin odedigi 237.000 lira donemin hasilat rekoru olarak tarihe gecmis. Son 54 macinda yenilgi yuzu gormeyen Fenerbahce ilk Profesyonel ligi finalinde Galatasaraya, cok sert gecen bir karsilasma sonucunda Metin Oktayin golu ile 1-0 maglup olmus. Basinda son yillarin en sert maci olarak gundeme gelmis, faulsuz futbolu ile bilinen Metin Oktayin 13.dakikada Ozcan Arkoca salladigi kasti tekme sonucu Yugoslav hakem Markovic Metin Oktay'i ihrac etme tesebusunde bulunmussada bu hareketi sahaya giren Galatasarayli yoneticiler tarafindan onlenmis. Aglari yirtan gol olarak bilinen Metin Oktayin golu ise aylarca bakim gormeyen curuk aglar sayesinde konu edilmis oldugu Sn.Dr. Rustu Daglaroglu tarafindan kitapta ozellikle belirtilmis.

      Finalin ikinci ayagi 14 Haziran 1959 da Inonu stadinda, yine rekor olarak tarihe gecen 26.533 biletli seyircinin 355.866 lira odedigi macta oynanmis. Fenerbahce dort gun once asiri sertlige goz yumdugu ve etki altinda kalarak kararlari degistirerek maci cigrindan cikardigini iddia ederek hakemin degismesini istemis, bu istek Federasyon tarafindan kabul gormus maca Italyan hakem Francesca Liveraniyi atamis.

      Maca ; Ozcan-Saracettin,Basri,Naci(K)-Osman,Avni, Lefter,Seref,Yuksel-Can ve Niyazi onbiri ile maca baslamis.Bastan sona ustun bir futbol sergileyerek maci 9, 44, 70, 72. dakikalarda Yuksel, Naci, Mustafa ve Serefin golleri ile 4-0 kazanarak rakibini surklase ederek ilk Turkiye 1. ligi sampiyonlugunu ilan etmis. 160. ezeli rekabet macinda rakibini farkli yenen Fenerbahce kupasini federasyon baskani Faik Gokaydan almis ve sampiyonluk turu atmis.

      1959-60 Turkiye 1.Ligi ;

      Turkiye liglerinin ikincisi 16 Agustos 1959 carsamba gunu baslamis.Ilk macimizda Ferikoyu 2-1 yenmisiz. 38 macda Seref 36 macda forma basarisini gostermis. Atilan 88 golun 17 sini Lefter kaydederken kalemizde 17 gol gormus ve ligi 60 puanla Besiktasin ardindan 2. olmusuz. 3.lugu ise 58 puan alan Galatasaray almis.

      Ilk kez katildigimiz Avrupa Sampiyon klupleri kupasin ilk turda Macaristan sampiyonu Csepeli Budapeste'de elemis, 2.turda Fransa sampiyonunu Paris-Soir gazetesine ozel baski yaptiran 2-1 lik sonucla elemisiz. 3.Turda ise elenmisiz. Ligde sampiyonlugu kaybetmemizin sebepleri arasinda; Primi azaltmak, kamplarinin kaldirilimasi, ve bu kararlara itiraz eden Genel Kaptan Ismet Ulug'un istifasi daha sonra Molnar'in istifaya zorlanarak istifa etmesi gosterilmis.

    • #46808
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      FENERBAHCENIN MILLI KUME SAMPIYONLUKLARI

      MILLI KUME MACLARI

      Milli kume maclari bugunku adiyla Bolgesel ligler 11 kez duzenlenmis bunlarin 6'sini Fenerbahçe, 3'ünü Beşiktaş,1'ini Güneşspor 1'inide Galatasaray kazanmis. 1937-1950 yillari arasinda tertiplenen organizasyon Istanbul kulüplerinin istememesi sebebiyle son bulmus.

      FENERBAHCENIN MILLI KUMEDEN CIKARILISI

      Milli kume maclarinda cok enteresan olaylara sahit olunmus. 1938 yilinda Cumartesi ve Pazar deplasman maclarindan ikincisini kendi stadimizda oynamak istemis ve o gunku Federasyon (Turk Spor Kurumu Genel Merkezi) buistegi red etmis.Bunun uzerine takim pazar gunku maclarina belirlenen saatte Taksim yerine Kadikoyde sahaya cikmis ve hukmen yenik sayilmisiz. Federasyonun o donemde takimlara odedigi deplasman masrafi olan 800 lira yerine Fenerbahceye 650 lira gonderilmesi uzerine takim vapura binmemis ve Izmire gitmemis ve bir kez daha hukmen yenik ilan edilmisiz.

      Bu hukmen maglubiyetler Federasyonu iyice sinirlendirmis Fenerbahcemizi Diskalifiye ettigi gibi Milli lig dahil kluplerle ozel maclar yapmasinida yasaklamis. Yani bugunku kavgalar ve gurultuler o gunlerdede varmis. Fenerbahçe-Genel Merkez surtusmesi maclarin Kadikoye alinmasina ragmen devam etmis. Bu arada yonetim kurulumuz Futbol faaliyetlerini bir sure tatil etme karari almis ancak daha sonra Baskanligimizi yapan donemin futbolcusu Muvaffak Menemencioglunun destekledigi futbolcular 19 Mart 1939 sezonunun ilk Milli lig karsilasmasina cikip oynamis ve maci 1-0 kazanmis. Lisans ibra edemeyen takimimiza Federasyon musamaha gostermis ve klube karsi futbolculari destekledigini basin yoluyla aciklamis.Genel Kurulumuz (Muesesan Heyeti) 29 Martta 1939 olaganustu toplanmis Yonetim kurulunun aldigi karara ragmen kendilerinden habersiz mac yaptiklari futbolcularini ciidi sekilde uyarmis tekrarinda klupten ihrac edileceklerini ve bu konuda Yonetim Kuruluna tam yetki vererek ihtar etmis. Genel Kurul ayni zamanda yonetim kurulunun futbol subesini bir sure tatil etme kararini kaldirmis 1939 yili milli ligine katilma karari almis.

      Bunun uzerine Yonetim kurulu istifa etmis ve olaganustu kongre yapilmis.Goreve gelen Yonetim kurulu cok basarisiz olmus tarihimizin en kotu sonuclarini almisiz. 5. bitirdigimiz milli maclarda klupten ihrac edilen futbolcular sebebiyle maclara zaman zaman kalecisiz oynamak zorunda kalmis bek gorevi yapan Muzaffer kaleye gecmis hatta ve hatta maclara 10 dahi ciktigimiz olmus. 1940 yilinda kapatilan Gunes takimindan Melihi, Cihat Armani ve bir kac daha futbolcuyu transfer etmis ancak takimin cok yetersiz olmasi sebebiyle acinacak durumlara gelmisiz. Tarihimzdeki o sanli zaferlerin mazide kalmis ve futbol olarak cok gerilere gitmisiz.

      O yillardada Fenerbahceyle oynanmaya haklari gasp edilmis. Santrafor Melih bir Vefa macinda iki Vefali futbolcu tarafindan bayiltilmis ve 15 dakika kendine gelememis. Kendine geldikten sonra sahaya geri donmus ve bir hava topuna ciktiginda ayni 2 Vefali oyuncuyu bayiltinca 9 ay ceza almis. Melih Kotanca; son derece cabuk, guclu ve gozu kara Fenerbahce askiyla dolu bir futbolcuymus onu safdisi etmek icin her macta ugrasilmis ve son olarak Vefa macinda Fenerbahce kulubune karsi bir komplo ve surup gelen dusmanca tutumun bir kaniti olmus. Melih 9 yil formasini giydigi Fenerbahce adina 185 macta oynamis ve 204 gol atmis bir oyuncuymus.

      Federasyonun bu dusmanca tutumu, kapatilan Gunes de forma giyen milli sag bek Faruk Barlasin yoneticilerin sorumsuzlugu yuzunden 270 liralik kisa hizmet askerlik bedelinin odenmemesi ve bir cok konu yuzunden Fenerbahcemiz 41-42 yillarinda 2. le ve 3. lukle yetinmek zorunda kalmisiz. Genc kaleci Cihat Armanin transferi ve performansi uzun yillar Fenerbahce formasini giyecek olmasi camiamiza teselli olmus.13 yil Fenerbahce formasini giyme basarisini gosteren Cihat Arman Turkiyenin gelmis gecmis en iyi kalecisi unvanini kazanmis. Ucan kaleci Fenerbahcemizin orta dogu karmasi ile oynadigi macta unlu Fantonun 2-3 metreden cektigi sutu sakatlanma pahasina kurtarmis iki dakika sonra Wodwordun penaltisini cok ustaca celince mactan sonra kafile baskani ve hakem lorey ve butun ingiliz futbolcula Cihata kosup kutlamislar.Keza zamanin meshur futbolcusu Deak ten gol yemeyen tek kaleci Cihatmis, bir macta sol ust koseye vurdugu voleyi inanilmaz bir refleksle plonjon yap is ve kurtarmis bunun uzerine Deak gidip Cihatin elini sikarak tebrik etmis.

      Mektelilerin kluplerde oynamasina tekrar izin verilince Fenerbahcemiz toparlanmis.1943 yilinda Galatasaray Izmirde Altinorduyu 4-0 yenmis Fenerbahce ise Goztepeye 2-1 yenilmis ve Galatasaray 1 puan ile liderlige yukselmis ayni aksam galatasaraylilar izmirde bir pavyonda sabaha kadar eglenmis mikrofonlarda Fenerbahceye hakaret edilmisine ragmen Fenerbahcelilerin sogukkanliligi sayesinde bir olay yasanmamis.

      Bir sonraki hafta karsilastigimiz galatasaray macina ilk kez galibiyet yemini ederek cikmis ve sahayi galatasaraylilara dar ederek 1-0 yenmis ve sahadan taraftarlarinin omuzlarinda sampiyon tezahuratlari altinda ayrilmisiz.Daha sonraki haftalarda Vefayi 4-0, Besiktasida 4-1 yenerek 3.kez Milli Kume sampiyonu olmusuz.

    • #46807
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      FENERBAHÇE'NİN BÜYÜMESİ VE BAŞARILARI

      ISTANBUL LIG ŞAMPIYONLUKLARI:

      Buyuk Fenerbahçeli Sn Dr. Rustu Daglaroglu'nun kitabinda 1933-1957 arasi herhangi bir kayit bulunmuyor.

      1957-1958 sezonunu 2. kez Teknik direktorluge getirilen Macar Ignas Molnar ile acmisiz.1.Eyluk 1957 de 25.206 biletli seyircimizin toplam 45.193 lira odeyerek izledigi maca ;Sukru Ersoy-Nedim Gunar-Basri Dirimlili-Avni Kalkavan-Naci Erdem-Necdet Coruh-Turan Bayraktutan-Can Bartu-Seref Has-Lefter ve Ergun Oztuna onbiri ile baslamis ve Besiktasi Seref, Turan ve Ergunun golleri ile 3-1 yenmisiz.O sene ilk devreyi 15 puanla sezonu ise 27 puanla bitirerek 2. olmuşuz.

      1957-1958 Sezonuna goreve yeni secilen T.B.M.M. Reis vekili Agah Erozan baskanliginda, Molnarin teknik yonetiminde 2 Agustos 1957 de acmisiz. Ilk yarıyı namaglup seoznu ise 32 puanla ve gene namaglup bitirerek sampiyon olmuşuz.

      Ilgincdirki Sn.Daglaroglunun sozleri bu zaman icin hala gecerli ;

      “Hakem konusu bu mevsimde problem olmus, taninmis bir cok hakemler yine yetersiz gorulmuslerdir.Ilk devredeki 0-0 lik G.S macinda Ergunun nizami bir golunu iptal eden Bedri Cakiri Fenerbahce Spor Kulübü Federasyona sikayet etmis ve yabanci hakem istegini yinelemiştir.”

      Bunun uzerine Federasyon sezon basinda aldigi yabanci hakem yasagini kaldirmis ve Istanbulspor ile oynadigimiz maci 4-0 gibi net bir skorla kazanmisiz.Oynadigimiz 18 macin 7 sinde birer gol diger 11 macta ise hic gol yemeden sampiyon olmusuz.

      Fenerbahcemiz Istanbul Liglerinde toplam 215 mac oynamis bunlarin 179 undan Galibiyet ile 27 sinden beraberlik ile 9 undanda maglubiyet ile ayrilmis ve 44 mevsimin 11 ni namaglup 2 sezonda oynadigi butun maclari kazanma basarisini gostermis.

      Ayrica bu liglerde kazandigimiz 58-0 ve 47-1 lik skorlar hala dunya rekorudur.1920 li yillarin baslangicinda Zeki-Alaaddin kombinezonu bugunku deyim ile VER KAC futbol seyircileri ilk kez Fenerbahce maclarinda sahit olmuslar.

      Tarihimize damgasini vuran mac ;

      Tarihimizin en ilginc maclarindan bir tanesini 29 Ekim 1933 de Finalde Izmirspor ile oynamisiz.Mac iki hakemle oynanmis ve yarida kalmis.Mac soyle gelismis ;

      Futbolcumuz Esatin hatasiyla bir geri pas sonucu kalecinin kontrpiyede kalmasi sonucu ilk yariyi 1-0 maglup kapamisiz. Hakemin ayagina girem kramp sonucu hakem degisikligine gidilmis. Macin 70. dakikasina kadar tek kale oynayip ataklarimizi surdurmusuz. 72.dakikada Izmirsporlu Resatin cok sert taban mudahalesi ile yere yigilan futbolcumuz kaptan Nazmi uzun sure itirazda bulunmus hakem orali olmayinca topu alip ustune oturarak protestosunu surdurmus bunun uzerine seyirciler sahaya dolmus tartismalar derken hakem oyunu tatil etmis.

      Mactan bir saat sonra T.B.M.M baskani iki klup yetkilisini Belvu Palasda otelinde toplamis ve macin tekrari konusunda anlasmislar, cekilen kura neticesinde macin Izmirde oynanmasina karar verilmis.

      Yarim kalma olayi bu zamanlar gibi basimiza cok buyuk dertler acmis ve cok buyuk elestiler almisiz.10 Kasim 1933 tekrarlanacak mac icin Izmire gelen Fenerbahceyi sadece 3-5 kisi karsilamis. Viyanali Mies in yonetiminde oynanan karsilasmaya mukemmel baslamis ve maci 8-0 gibi muthis bir skorla kazanmisiz. Sahaya cikarken tek bir kisini bile alkislamaya cesaret edemedigi Fenerbahcemizi Izmir halki 20.dakikada gelen ilk golle beraber gosterilerle, surekli desteklemis ve mac sonrasi Fenerbahcemiz ayakta alkislamis.Gelirken 3-5 kisinin karsilamasina tanik olan Fenerbahce binlerce kisi tarafindan ugurlanmis.

      Hakem Mies bile mactan sonra sunlari demis “Fenerbahcenin oyunu beni hayretler icinde birakti,Avrupada olsaydi Viyena,Roma Prag gibi futbol merkezlerinde ilk 5 e cok rahat girerler oynadiklari futbolu ulkemde devamli anlatacagim gercekten inanilmaz bir takimmis Fenerbahce”.

      Izmirspor bu mactan elde ettigi o zamanin rekoru 5.400 lira hasilat ile Esrefpasadaki sahayi satin almis.

    • #46806
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      FENERBAHÇENİN BÜYÜMESİ VE BAŞARILARI

      GOL YEMEYEN TAKIM

      Istanbul liginin 1922-23 sampiyonlugunu yenilmeden ve gol yemeden 58-0 gibi dunya futbolunda esi olmayan skorla kazanan Fenerbahce takimi da iste bu donemin tumuyle yuksek okul mezunu veya ogrencilerinden olusan o unlu 11 soyleymis ;

      Sekip Kulaksizoglu-Kamil Sporel (K), Cafer Cagatay-Kadri Goktulga, Ismet Ulug, Fahir Yenicay-Sabih Arca, Alaaddin Baydar, Zeki Sporel, Omer Tanyeri ve Bedri Gursoy.

      Iste bu mithis 11 Fenerbahcemizin yurt icinde sevilmesi artik iyice saglamis aldigi tarihi basarilar sanli kulubumuzun temellerinin saglamlasmasinda buyuk katkilari olmus.Bugunku Fenerbahce onlarin sakatim, hastayim demeden sahalara firlayip hem dusman hem yerli rakipler karsisinda basaridan basariya kosmus bu yuksek kulturlu abilerimizin eseri ve bizlere armagani olmus.O zamanlar bu kadro senelerce konusulmus ve her turlu ovguye layik gorulmus.

      O sene basarilarimizin bazilari soyleymis ;

      – 26 Ekim 1923 de Romanyaya karsi oynayan ilk Ay-Yildizlli takima tam 7 futbolcu vermisiz,

      -Ilk katildigimiz 1924 Paris Olimpiyatlarinda mucadele eden 11 in 6 Fenerbahceliymis,

      -Tek gol dahi yemeden 58-0 gibi dunya tarihinde inanilmaza ve bir ilk daha imza atmisiz.

      Bu coskulu sevgi o kadar buyukmus ki 5 Haziran 1932 Kusdili lokalimiz yaninca sevenlerimiz cok uzulmus klubumuze yardima kosanlarin basinda ulu onderimiz Buyuk Ataturku gorunce teselli bulmusuz.Katibi umumi namina Hasan Riza imzali”Fenerbahce Spor Klubu Idare heyetine” hitaben gelen telgrafda su kelimeler yer almis ;

      “YENI KLUP BINASI INSASINA YARDIM OLMAK UZERE, REISI CUMHUR HAZRETLERININ EMIRLERI VE IS BANKASI ILE HEYETI IDARE NAMINA 500 LIRA GONDERILMISTIR.ALINDIGINI ISAR BUYURULMASINI RICA ILE HURMETLERIMI TAKDIR EDERIM.”

      Telgrafin gercek anlam ve degeri (Bugunku tarih ile 70 Resat altini) dgilmis tabiiki.Gercek ve paha bicilmez deger, Buyuk Onderimiz Ataturkun Fenerbahcemize olan sevgisiymis hic kuskusuz.

      Rusen Esref Unaydin dan dinlenen bir ani ATA mizin Fenerbahce klubune besledigi ozel sevginin derecesini gostermey yetiyor ;

      10 Agustos 1928 cuma aksami Buyuk Onder 5 ziyaretcisiyle Dolmabahce sarayindadir.Bunlardan klup baskani Necmettin Sadak, Rusen Esref ve Mustafa Necati olarak 3 u Galatasarayli, Sabri Toprak ve Vasif Cinar olarak 2 side Fenerbahcelidir.Buyuk kurtarici o gun ezeli rakiplerin yaptiklari mac sonucunun 3-3 oldugunu sorup ogrendikten sonra ;

      – Oyle mi ?! Zaten bizde burada 3 e 3 beraberiz, BENDE FENERBAHCELIYIM .. demis ve kendini Sabri Toprak ve Vasif Cinar ile isaretlemis.

      Ataturk her firsatta Fenerbahceye olan manevi destegini surdurmus.Yangin dumanlarinin tuttugu 1932/1933 sezonunda 4 kategoride sampiyon olmus o felaketi geciren o degilmis gibi basarilarimizi surdurmusuz.

    • #46805
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      FENERBAHÇENİN GELİŞMESİ VE IŞGAL YILLARI

      KUSDILI LOKALI

      Fenerbahcemiz artik buyumeye baslamis kitleleri arkasindan suruklemeye basladigi yillarda artik Altiyolagzindaki 2 odali baraka kucuk gelmeye baslamis.20 Mart 1914 de gorkemli bir torenle Kusdilinde, dere kenarinda genis bahceli cok sirin 2 katli buyuk koske gecilmis.

      Fenerbahcemiz bu Kusdili lokalinde 5 Haziran 1932 tarihinde cikan bir yangina kadar barinmis.Buyuk sohret ve sevgiyi bu lokalde kazanmisiz.Hatta Ulu onder Mustafa Kemal Ataturk un 5 Mayis 1918 deki tarihsel ziyaret ve takdirlerine bu guzel lokalde ulasmis ve nihayet kurtulus savasina silah ve insan kacirdigi ve isgalci guclere dusmanca davranislarda bulundugu suclamalariyla sungu takmis bir Ingiliz birligi tarafindan bu lokalde iken bir sure kapatilip Baskani Sabri (Toprak) Bey Malta adasina surulmus.

      Sn Dr.Rustu daglaroglu Kusdili lokali icin aynen su sozleri sarfetmis “Fenerbahcenin KUSDILI LOKALI spor tarihimizde ornegi olmayan cok zengin hareketli bir spor sitesini huviyetini tasimistir”.Zamanin yonetim kurulu baskani Sn Dr. Hamit Hüsnü Kayacan sanli Fenerbahcemize ilk tesisleri kazandiran kisi olmus ve tesis atagina once bir kayikhane, bir beton paten sahasi hemen yanina 2 tenis kortu yapilmis, buyuk salona da ring, gures minderi konup aletli jimnastik gerecleriyle bir spor sitesi yaratilarak burada gunun her saatinde canli faaliyetlere baslanmis.Bu lokal dar bir alanda 20 yi asan spor dalina hizmet vermeye calismismasi gunumuze kadar sadece Fenerbahce spor klubunun Kusdili lokalinde 1918-1932 yillarinda gorulmus.

      ISGAL YILLARI

      30 Ekim 1918 den 2 Ekim 1923 e kadar suren 5 yil suren isgal yillari o donemlerde yasanan en buyuk aciydi.Fenerbahcemiz basta futbolculariyla, uyeleriyle, tum yurttaslarimiza isik tutmus ve bir umut isigi olmuslar.Dusman takimlariyla yaptigi 50 futbol macinda en guclu Ingilizleri her yenisinde, acilar ve intikam duygulari icinde kivranan Turk ulusuna umit ve teselli kaynagi olmus ve her defasinda yurekten kutlanmisiz. 5 as futbolcumuzu Sakarya savasina gondermis olmamiza ragmen her gecen gun iddialarini artiran dusman takimlarini yenmeyi surdurmusuz. Baskanimiz Sabri Beyi Maltaya surmeleri bile milli gorevini engellemek bir yana daha yuksek azimle surdurmeye neden olmus.Lozandaki sulh heyetimize bile gurur verip destek olan ve heyet baskanina ;

      “HEPINIZI MESERRETLE TEBRIK EDER , GOZLERINIZDE OPERIM”

      kutlama mesajini gonderen General Harrington, kendi adina duzenlenen kupayi bile almasi ulusumuza armagan ettigi sayisiz mutlu ve anlamli anilar arasindadir..Iste Fenerbaheceyi Fenerbahce yapan aslinda bu olaylar.Hep lider olmusuz hep umut sacan takim olmusuz ozgurlukleri kisitlanan Turk ulusuna hep umit vermisiz.Inanin bu satirlari okurken tuylerim diken diken oldu, ve bir kez daha gurur duydum Fenerbahceli olmakla.

    • #45866
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      ;D ;D ya soner iyiki bu sıtede bızlerlesın saol kardes emegın için….

    • #45847
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      ewet soner bu 6-0 fıkrasıydı ama senınde fenerlı olmana sewındım ;D

    • #46196
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      -4941

      bugunler hep bızımle soner kardes…

    • #45957
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Şen Çorumlu Şaziye ;D ;D

      Ö I F

    • #45003
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      BENİ UNUTMA

      Bir gün daha yaşandı ve bitti
      Küçük sevinçleri ve küçük kederleriyle
      Herhangi bir gündü çok önemli değildi
      Seni düşündüğüm bir kaç andan başka

      Bilirim herkes payına düşeni yaşar
      Ve her yeni günde değişir hep bir şeyler
      Sen de kendi payından bir hatıra seç
      Ne olur o ben olayım beni UNUTMA

      Beni unutma untma beni unutma
      Bilirsin unutulmak dokunur ya her insana
      Sen de kendi payından bir hatıra seç
      Ve o ben olayım beni unutma…

      Bilir misin seni gerçekten sevdim
      Sevdiğim daha bir çok şeyin arasında
      Bir tek seni seçtim hatıralar arasında
      Sebep diye bir küçük mutluluğa

      Beni unutma unutma beni unutma
      Bilirsin unutulmak dokunur ya her insana
      Sen de kendi payından bir hatıra seç
      Ve o ben olayım unutma beni UNUTMA

      SEZEN AKSU……

    • #45265
      KeN@N ÖZDEN
      Katılımcı

      Genc adam ellerinde bir buket cicek, sahile kosarak geldi… Gozleri soyle bir sahilde gezindi, aradigini goremeyince ilk gordugu banka oturup sevdigini beklemeye basladi. Ellerinde her zamanki ciceklerden vardi. Sevgilisinin en sevdigi cicekler bunlardi. Kirmizi , kipkirmizi, kan kirmizisi guller… Sanki dalindan yeni koparilmis gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardi, sevgi kokuyor, ask kokuyor en onemlisi de ozlem ve hasret kokuyordu guller…
      Hepsinin uzerinde damlalar vardi. Sanki agliyor gibiydiler. Genc adam gullere bakti, sanki onlarla konusuyormus gibi, “Neden agliyorsunuz, bakin ben ne kadar mutluyum” dedi.
      Az sonra sevdigini gorecegi icin kalbi yine deli gibi atmaya baslamisti. Ne zaman onu dusunse, onunla bulusacagini hayal etse kalbi ayni boyle yerinden cikacakmis gibi oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerine ragmen ikiside sevgisinden hic bir sey kaybetmemisti..
      Onlari hic bir sey ayiramazdi…
      Ne hasret, ne ayrilik, ne de olum…
      Genc adam telasla saatine bakti. Sevdigi yine gec kalmisti, 1 dakika gece kalmisti. Ustelik o, sevdigini bekletmemek icin dakikalarca once kosarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Ama sevdigi her zaman bunu yapiyordu. Devamli kendisini bekletiyordu. Herkesin bir kusuru olurmus diye dusundu…
      Ve gozlerini onundeki ucsuz bucaksiz denizlere dikti.. Denizin sonu yok gibiydi, tipki sevdigi kiza karsi olan aski gibi denizinde sonu yoktu. Sonsuzluga uzaniyordu. Aslinda bugun onlar icin cok ozel bir gundu. Kendi aralarinda soyleneceklerdi. Delikanli once bunu sevdigine acmis, sonrada gidip iki yuzuk almisti. Bu kadar onemli bir gunde bari onu bekletmemeliydi.. Ama alismisti artik beklemeye, zarari yok biraz daha beklerim diye dusundu. Gullerin yapraklari nedense hala yasli idi. Bir turlu anlamiyordu onlari. Her sey bu kadar guzelken neden agliyorlardi ki?
      iste az sonra sevdigi gelecek, ona sarilacak, kucaklasacaklardi… Sonra soz yuzuklerini takip, evlilige ilk adimlarini atacaklardi.
      Genc adam oyle heyecanliydi ki sevdigine kavusmak icin can atiyordu…
      Martilara bakti, birbirleriyle oynasip, ucusan martilara… Ne kadar guzel dansediyorlardi havada.
      Tekrar saatine bakti genc adam. Endiselenmeye baslamisti. Sevgilisi yine gec kalmisti, hem de cok… Bu kadar gec kalmamasi gerekiyordu. iste her gun burada bulusmak icin sozlesmiyorlar miydi? Her gun sahilde, martilara bakarak, denizin onlara anlattigi masallari dinleyerek birbirlerine sarilip hasret gidereceklerine soz vermiyorlar miydi? O zaman neden gelmemisti yine??…
      Aklina kotu dusunceler gelmeye basladi. Hayir.. hayir.. olamazdi.
      Sevdigine bir sey olamazdi.
      Onsuz hayat yasanmazdi ki…
      O olse bile devamli benimle yasar diye dusundu genc adam. Bunun dusuncesi bile hos degildi. Gozlerini yere indirdi. Gozyaslarini kimsenin gormesini istemiyordu.
      Zaten nedense etrafindaki insanlar ona sanki kacik gibi bakiyorlardi. Rahatsiz olmaya basladi bakislardan.
      Artik bikmisti… Yine sevgilisi geldi aklina.. Neden gelmedi acaba diye dusunmeye basladi. Gozlerini kapatti.
      7 sene oldu dedi. 7 senedir her gun bu sahildeydi, sevdigini bekliyordu. Daha fazla dayanamadi. Kalbi parcalanacak gibi oluyordu. Gozlerinden 1 damla daha yas gullerin uzerine damladi…
      Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mirildandi…
      Hic olmazsa gulleri her zamanki gibi yanina koyar, ona vermis olurdu…
      Genc adam ayaga kalkti. Sevdigiyle bulusmak uzere, yesil tepenin ardindaki kabristana dogru yurumeye basladi..

    • 99 yanıt dizini görüntüleniyor

Tekrar Hoş geldin!

Lütfen bilgilerinizi giriniz

Üyelik Oluştur!

Bu üyelik dernek üyeliği değildir.

Yeni Şifre Oluşturun

Lütfen kullanıcı adınızı veya mail adresinizi yazınız.