Home › Forumlar › Yeşilyurt › Serbest Kürsü › İşte Gerçek Müslüman,Kahraman Fahrettin Paşa
- Bu konu 0 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son 19 yıl 11 ay önce
taner_karakaya tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
-
9 Aralık 2006: 13:44 #43797
taner_karakayaKatılımcıYıl 1918. Birinci Dünya Savaşı'nı kaybetmek üzereyiz.
Suriye, Irak, Filistin, Arabistan cephelerindeki ordularımız, İngilizler
karşısında çökmek üzere. İngilizler, Arapları çil çil altınlarla satın
almış. Araplar, Türk ordusunu, dindaşlarını arkadan ve kalleşçe vuruyor.30 Ekim 1918. Bu cephelerde on binlerce şehit veren Osmanlı yenilmiş,
Mondros Antlaşması'yla teslim olmuş.Peygamberimizin Ravza-i Mutahhara adıyla bilinen mezarı, kutsal Medine
kentinde. Komutanlığını Fahrettin Paşa'nın yaptığı Medine garnizonu,
aylardan beri Arap ve İngilizler tarafından korkunç bir kuşatma altında.
Açlık, susuzluk, silahsızlık, her şey felaket. Çaresiz kalan Fahrettin Paşa
ordusuna emir yayınlıyor: “Evlatlarım, çekirgeleri tavada pişirip yiyin. Ben
yiyorum, çok güzel oluyor.”Fahrettin Paşa, Arap ihanetini ve olacakları önceden görüyor, Medine'nin
elden çıkacağını anlıyor. Peygamberimizin mezarına Osmanlı tarafından
armağan edilen bütün değerli eşyaları (hazineyi) son trenlerden birine bir
muhafız kıtası eşliğinde yükleyip İstanbul'a gönderiyor. İşte bazıları:Hazreti Osman'ın ceylan derisine el yazmalı Kuran'ı, pırlanta ve incilerle
Peygamberimizin adı yazılı levhalar, pırlantalı, incili ve amberli
tespihler, Kevkebi Dürri adlı 4 parça büyük elmas, her biri 50 kiloluk altın
şamdanlar ve daha niceleri.Medine, demiryolunun son durağı. Demiryolu, cephelerdeki ordumuzun tek can
damarı. Araplar bu hatta sürekli sabotaj düzenleyip asker, yiyecek içecek,
cephane sevkini engelliyor. İngiliz altınları doğrusu çok işe yarıyor!***
Mondros imzalanıyor, devlet teslim oluyor. Fakat o ne? Fahrettin Paşa
Medine'de teslim olmayı reddediyor. Aylar boyu Arap-İngiliz kuşatmasına
direniyor.Haçlı-Müslüman işbirliği, Türk ordusuna karşı sürüp gidiyor.
İstanbul hükümeti, Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) Haydar Molla'yı Medine'ye
İngiliz zırhlısıyla gönderip, direnen Fahrettin Paşa'dan teslim olmasını
istiyor. Paşa yine reddediyor. Verdiği yanıt hep aynı: “Ben Peygamberimizin
mezarını bunlara bırakmam. Al bayrak burada dalgalanacak.”Dünya askerlik tarihinde böyle bir olay yaşanmadı. Devlet teslim olmuş,
Fahrettin Paşa 3 ay daha Medine'de direniyor. İngilizler ve işbirlikçi
Araplar, Medine'yi bir türlü ele geçiremiyor.Ocak 1919. Sonunda olan oluyor. Bir sabah erken saatlerde Paşa,
Peygamberimizin mezarında namaz kılarken, teslimden başka çıkar yol
kalmadığını savunan bazı subaylar onun üzerine atılıp yaka paça yakalıyor.Fahrettin Paşa, tabancasıyla kılıcını Peygamberimizin mezarına bırakıyor ve
kuşatmacılara esir düşüyor.Paşa bir süre Mısır'daki esir kamplarında kaldı. Sonra bütün yurtseverler
gibi, İngilizler tarafından Malta Adası'na sürüldü. Esirliği boyunca
çizmelerini ve üniformasını bir gün olsun üzerinden çıkarmadı.2.5 yıl sonra serbest kalınca 1921 yılında İtalya-Almanya-Rusya-Batum-Kars
yoluyla yurda girip vatan toprağını öptü ve Kazım Karabekir Paşa ordusuyla
Batı cephesine gidip İstiklal Harbi'ne katıldı.Ankara'da Mustafa Kemal Paşa, Fahrettin Paşa için “daha sağlığında adını
tarihe altın harflerle yazdırmış kumandanımızdır” dedi.Çöl kaplanı ve Medine kahramanı olarak bilinen, düşmanlarının bile
hayranlıkla söz ettiği Fahrettin Paşa, 1922 yılında Mustafa Kemal Paşa
tarafından Afganistan'a, Kábil Büyükelçisi olarak atandı. Afganistan o
yıllarda da bizim için çok önemli. Yeni rejimi tanıyan birkaç ülkeden
biriydi.Fahrettin Paşa sonraki yıllarda “Türkkan” soyadını aldı. Hakkında yazılmış
iki nefis kitap var. İkisinin de adı “Medine Müdafaası”. Birinin yazarı
Paşa'nın personel subayı Naci Kaşif Kıcıman, öteki ise Medine'de Kızılay
görevlisi Feridun Kandemir. Her ikisi de Medine'de Paşa ile birlikte görev
yapmışlar.Aradan yıllar geçiyor, Kandemir bir gün Fahrettin Paşa'ya İstanbul'da
sokakta rastlıyor ve kendisinden, anılarını yazmasını istiyor. Yanıtını
kitaptan aynen aktarıyorum: “Evladım, herkes vatana karşı borçlu olduğu
vazifeyi yapar ve orada iş biter.”Fahrettin Türkkan, 1948 yılında vefat etti. Ebedi uykusunu İstanbul'da,
Rumelihisarı Mezarlığı'nda uyuyor.Fahrettin Paşa olayı, dünyada eşi olmayan bir ibret belgesidir. İngilizlerle
para uğruna işbirliği yapan dindaşımız Arapların ihanetine uğrayan, devlet
teslim olduğu halde Peygamberimizin mezarını onlara kaptırmamak için kelle
koltukta, aç susuz direnen gerçek bir Müslüman'ın öyküsüdür.Ben bu kahramanlara büyük saygı duyuyorum. Bugün onlar sayesinde özgürüz.
Allah hepsine rahmet eylesin, nur içinde yatsınlar. Gerçek dindar, gerçek
Müslüman, işte onlardı. Onlar aynı zamanda yurtseverdi. Bir Fahrettin Paşa
ve benzerlerine bakın, bir de Müslümanlık tüccarlığı yapan din bezirgánı
sahtekárlara!Acaba gerçek Müslüman hangileri?
-
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.



