Home › Forumlar › Genel Gündem › BİZ BUNLARI 4 SENEDİR BAĞIRARAK SÖYLUYORUZ AMA DİNLEYEN KİM…..
- Bu konu 5 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son 19 yıl 7 ay önce
ozan tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
-
24 Mart 2007: 11:26 #44221
ozan
KatılımcıEvet
gündemi az cok sizlerde takip ediyorsunuz sanırım !!!
Ama aklıma takılan bazı şeyler var
_ ananıda al git burdan…
_ askerlik yan gelip yatma yeri değil
_ yok hepimiz ermeniyiz…
_ sayın öcalan…..
_ sayın öcalan aldığı kellelerin ( ŞEHİTLERİMİZ ) hesabını verecek başka birşey değil…arkadaşlar ne olduda birden bire ortaya bir kaset cıkıyor ve gundem birdenbirie değişiveriyor .
bizler 4 4.5 senedir hep bunları ve bunlara yakın örnekleri bağırarak söyluyor ve anlatıyoruz.
Ama kim dinledi dikkate aldı KİMSE. Ama bazı olaylar su üzerine cıkınca butun gözler bizim üzerimize cevriliyor. Hemde bu olay Cumhurbaşkanlığı secim arefesinde acaba bu ulku sunnı gundem değişmeleriyle ki bu saydıklarım hiç bir zaman sunnı olarak değerlendirlimemeli cumhurbaşkanlığı secimlerinde sağ gösterip sol vuracaklar halen bir aday yok.Bazı kesimler bizler bu şekilde konustukca aşşağılayıcı kelimeler terimler ifade ettiler sineye cektik.
Şimdi bunları bizlere aşşağılayıcı sözler söyleyenlere bakıyoruz da yanılmadığımızı birkez daha anladık.
Şimdi sizlere soruyorum
sizce cumhurbaşkanlığı koltuğuna kim gelecek
AKP iktidarından birisimi yoksa yine bir sivil mi ?Bu ülkeyi içerden ve dısarıdan bölmek isteyenler ile surekli dirsek teması içinde bulunanlar ki bunları sanırım issmen ifade etmeme gerek yok tahmin ediyorsunuzdur bu şahıs gelirse bizleri nasıl bir gelecek bekler .
Yapılan anketler sonucu tekrardan akp iktidarının başta olacağı söylensede buna benim inancım yok ki zaten başbakanında inancı olmadığı için şefvaf devlet adına cem uzan üzerine gitmesi gerekiyor du gittide ama bu gidişi yaparken kimlerin üzeri örtuldu !!! ve neden cem uzana secimlerde destek cıkılıyor !!! kimlerden korkuluyor ????
zana lar danalar kırmızı halılarla karşılanırken azerbaycana çiftte nota veriliyor Türkmenler yok sayılıyor.
Hükümet coğu konuda askeriye ile görus birliğine vardıkları göruntusu cizilirken uygulamalar tam tersi oluyor.
Kıbrıs acıklarında petrol arama programlarında huumet acıklama yaptı hiç bir ülke dikkate almadı TSK nın yaptığı acıklamada bircok kıyı ülke protokolü ya durdurdu ya askıya aldı yada iptal etti bu kopukluk neden kaynaklanıyor ?
Yada bunca yaşanan olaylar karsısında neden köşke cıkılmaya bukadar hevesliler şu anda bu ülkenın eğitim sağlık… gibi kırıtık noktalrının başında halen yonetici yok halen atamalarla yönetiliyor kadrolaşmayamı çalışılıyor ?
ve bizlere dusenen 1.görevin bu ülkeyi içerden ve dısarıdan bölmek isteyenlerle surekli dirsek teması halinde bulunanlara artık dur diyelim….
saygılarla….
-
24 Mart 2007: 11:42 #52404
Eren Kıyan
Ziyaretçigüzel bi yazı olmuş…
we yazdıklarınızda haklısınız ! ! ! -
24 Mart 2007: 15:02 #52405
kenan
KatılımcıGerçekten mükemmel,tebrik ederim.Allah yar ve yardımcımız olsun…
-
24 Mart 2007: 22:03 #52406
inanç şinelKatılımcıozan kardeşim anlattıklarına katılmakla birlikte bu ülkenin insanlarının nasıl bir satılmış basın yönlendirilmesiyle uyutulduğunu da hatırlatmak isterim.Aslında 4-4.5 senedir hepimizin söylediği ve milletimize anlatmaya çalıştığımız tehlikelere örnek olması açısında bundan tam 74 sene evvel Büyük Önderin Söylediklerine kulak vermekte yarar var ;
Bursa Nutku
Şubat 1933'te Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar irticacı camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırasında bir kişi Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: “Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıta ve adliyeye olan güveninden ötürü…” Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve aşağıdaki konuşmayı yapar:
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
Mustafa Kemal Atatürk
Bursa, 5 Şubat 1933 -
24 Mart 2007: 22:16 #52407
inanç şinelKatılımcıve satılmış Türk Basınının ağlanacak halidir ;
Tespih…
Türkiye'nin en zengin insanı kim?
Satan.Evet, Türkiye'nin en zengin insanı, malını mülkünü yabancıya satan bir işadamı.
Halbuki, dünyanın hangi gelişmiş ülkesine giderseniz gidin, o ülkenin en zengin insanı, mutlaka “üreten” işadamıdır.
Bizde, satan.O yüzden, kamuya ait arazi elin Arap'ına satılınca bütün gazetelerimize mutluluk verici, müjde dolu kelimelerle manşet oldu…
“Türkiye kazandı…”
“Burma bilezik…”
“Şeyh bereketi…”
Neden mutluyuz? Sattık çünkü.Milletin malını mülkünü sattıkları zaman, seviniyor bu ülkenin basını… Hele yabancıya satıldıysa, ayakta alkışlıyor. Alkışlamayana da kızıyorlar… İlla sevineceksin.
Hatırlarsınız… Bizim şakşakçı gazeteciler, Türk Bankası'nı satın alan Yunan Bankası'nı gezmeye gitmişlerdi… Adamlar da, duvarlarındaki “Türk kafasını ezen Yunanlı” tablolarını göstermişti bunlara… Gık dememişlerdi… Ben de “aferin” demiştim.
Kızdılar… Ahlaksız falan dediler bana.
Meslekten atılmamı isteyen bile oldu.Şimdi aynı tayfanın yeni bir marifeti ortaya çıktı… Gene “tablo” ile alakalı.
Bizim Merkez Bankası'nın kasasında 800 adet tablo var. Kuruluş yıldönümü vesilesiyle bir sergi açıldı. Bu tablolar sergileniyor.
E gazeteciler gitmiş tabii.
Bakmışlar bakmışlar tablolara… Sonra da, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'a ne demişler biliyor musunuz?
“Bunları satsak, kaç dolar eder?”Basına bak!
Gezdir Topkapı'yı…
Kaşıkçı'ya müşteri getirsinler.Ama böyle bitmiyor hadise…
Gazeteciler pişmiş kelle gibi sırıtırken, Merkez Bankası Başkanı lafı ağızlarına sokmuş… Demiş ki:
“Sanatın değeri, parayla ölçülmez. Üstelik, bu tablolar çocuklarımıza kalacak. Babadan kalma tespihi sat, döner ye, olmaz! Çalış, kazan, öyle ye.”Tekrar yazayım…
“Sanatın değeri, parayla ölçülmez. Üstelik, bu tablolar çocuklarımıza kalacak. Babadan kalma tespihi sat, döner ye, olmaz! Çalış, kazan, öyle ye.”Kendisine teşekkür ediyorum.
Ve…
Gazete yöneticilerine bir önerim var. Merkez Bankası Başkanı'nın bu lafını alın, çerçeveletip, ekonomi servislerine asın!
Memleketin içine düştüğü “tablo” yu anlamıyorlar… Belki bu lafı göre göre, ne demek istediğini anlarlar.yılmaz özdil
-
26 Mart 2007: 06:05 #52408
ozan
Katılımcıarkadaşlar bu konuda bana katıldığınız ve aynı şeyleri dusunduğumuz için mutluyum.
Benım asıl merak ettiğim benim bundan önceki actığım konularda bu kesimleri savunma yapar gibi muhalefet olan dostlarımın göruslerini dusunceleri cok merak ediyorum.
Kenan kardeşim bu tablo cok uzun zamandır ortada ama bakış meselesi

İnanç kardeşşşşş
) sana yazında katılıyorum ama servislere o yazıyı asmadan önce sıradan vatandaştan tut bu milleti yönetmeye talip olupta bunu başaramayan insanlara kadar herkeze okutmamız öğretmemiz anlatmamız gereken bir şey yokmu ..????( ATATÜRK ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ zaten butun ulus bunu kavrasaydı su anda cok daha farklı konumlarda olacağımız inancındayım. ( bir ara yakın göruselim ) )
-
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.



